Gönderen Konu: “Yaşayan, yürüyen Risâle-i Nurlar”  (Okunma sayısı 102 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 6032
  • Karma: +139/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
“Yaşayan, yürüyen Risâle-i Nurlar”
« : 07 Şubat 2012, 14:22:19 »

NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler

Mülakatlar: Ömer Erem
Dr. Ahmet Said en-Necmi, aslen Mısır’lı Suud-i Arabistan Melik Suud Üniversitesinde öğretim görevlisi. Bedîüzzaman Sempozyumunda “Risâle-i Nur'un talim ve terbiye sistemindeki ihlâs sırrı ve Ahmet Husrev Efendi örneği “ adlı bir konuşma yaptı.   
 
Bedîüzzaman Sempozyumu hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Dr. Ahmet Said en-Necmi: Bedîüzzaman Sempozyumuna ikinci katılımım bu. Geçen seneye göre gördüğüm en önemli nokta katılımın ve organizasyonun çok güzel bir şekilde olmasıdır. Arap ülkelerindeki sempozyumlarla karşılaştırdığım zaman bu kadar heyecanlı ve istifadesi bol toplantılarla karşılaşmıyoruz. Arap âleminde çok sayıda sempozyum olmasına rağmen bu kadar istifadeli olmuyor. Ama bu sempozyumda farklı ülke ve milletlerden insanlar gelmesine rağmen istifade çok büyük oluyor, Risâle-i Nur hakkında hiçbir fikri olmayan insanlar bile gelip katılsalar buradaki konuşmalardan, katılımcılardan istifade ederek hatta Risâle-i Nur talebesi olmaya aday olarak bile ayrılıyorlar. Hem şekil olarak hem de istifade olarak çok güzel. 

Risâle-i Nur’ları ve Üstad Bedîüzzamanı ilk tanıdığınızda size en çarpıcı gelen neler oldu?


Dr. Ahmet Said en-Necmi: Risâle-i Nur’ların iki yönü beni cezp etti. Birincisi kitaplarda yazılı olan metin olarak Risâle-i Nur. İkincisi yeryüzünde yaşayan, yürüyen Risâle-i Nur’lar. Yeryüzünde yürüyen, yaşayan, mücessem Risâle-i Nur’lar kitap olan Risâle-i Nur’lara göre daha dikkat çekici oluyorlar. Bu yaşayan Risâle-i Nur’lar hayatın her yerinde, dünyanın her ülkesinde karşımıza çıkıyorlar. Bunlar dünyayı fethediyorlar. İnsanların Risâle-i Nur’lara yönelmelerine vesile oluyorlar.

Gerek kendi ülkeniz Mısır’da gerekse tüm İslâm Âlemindeki gençlere Risâle-i Nur’u ve Üstad Bedîüzzaman Hazretlerini anlamak noktasında ne tavsiyede bulunmak istersiz? 

Dr. Ahmet Said en-Necmi: İslâm gençliğinde okuma zaafı var. Öncelikle çok okumalarını tavsiye ediyorum. Mesela ben İhlâs Risalesini yüz defadan fazla okumuşumdur. Bu konferansa gelmeden önce sabahleyin tekrardan İhlâs Risalesini bir daha okudum. Yüz defadan fazla okumama rağmen bu okuyuşumda biraz daha farklı şeyler, yeni manalar anlamaya başladım. Gençler Risâle-i Nur’u çok dikkatti bir şekilde mütalaa etmelidirler. İslâm tarihine baktığımızda iki türlü hizmet edildiğini görüyoruz. Birincisi silahla yapılan cihat. Bu, eskiden yapılan, yapılmış olan bir yöntemdi. İkinci yöntem ise seyahatlerle, ticaretle yapılan, mesela uzak doğuda ve Afrika’da olduğu gibi, hizmetti. Bu ticareti, seyahati yapan insanlar bir yürüyen İslâm oldular. İslâm’ı en güzel şekilde temsil ediyorlardı. Şu anda ise tüm dünyada Risâle-i Nur talebeleri bu ikinci hizmeti yapmaktadırlar. Bizler bu Risâle-i Nur talebelerinden daha fazla gayret etmelerini, tüm İslâm ülkelerine gitmelerini ve oradaki halklarla kaynaşarak onlara Risâle-i Nur’ları anlatmalarını istiyoruz. Bu şekilde İslâm Âleminde büyük bir kaynaşma olacaktır.
Gelecek sene yapılacak olan Bedîüzzaman Sempozyumu için nasıl bir beklentiniz var?
     
Dr. Ahmet Said en-Necmi: Bu sene geçen seneye oranla daha fazla yabancı katılımcının olduğunu görüyoruz. Seneye temennimiz daha fazla farklı ülkelerden katılımcı olması ve daha büyük salonlarda 4-5 gün olarak yapılmasıdır. Böylece istifade daha fazla olacaktır.   


“Risâle-i Nur: Âlem-i İslâm’ın problemlerini çözen bir eser”
Prof. Dr. Süleyman Osman, Sudan`ın en saygın üniversitelerinden biri olan Hartum Omdurman Kur’ân-ı Kerim ve İslâm İlimleri Üniversitesi Rektör. Bedîüzzaman Sempozyumunda “Bedîüzzaman Hazretleri’nin tahsil hayatı ve bu tahsilin Risâle-i Nur’a yansımaları” adlı bir konuşma yaptı.   

İslâm Âleminin genelinde Bedîüzzaman Sempozyumları her geçen gün artarak devam ediyor.  Bunu nasıl yorumlamalıyız?

Prof. Dr. Süleyman Osman: Geçen seneki Sempozyumla bu seneki sempozyumu kıyasladığımızda bölge olarak katılımcı sayısında artış olduğunu görüyoruz. Bu şu anlama geliyor. Demek ki geçen seneden bu seneye Risâle-i Nur o bölgelere de ulaşmış ki bu sene onlarda aramızdalar. Bu güzel bir şey. Bu durum Risâle-i Nur’un tüm Âlem-i İslâm’ın problemlerini çözen bir eser olduğunu gösteriyor. Risâle-i Nur’ların dünyanın her coğrafyasında elzem olduğunu gösteriyor. Bunun için insanlarda bunu keşfedip buraya gelmişler. Çünkü İslâm Âleminin temel problemlerini başında gençlerimizin iman-i durumu geliyor. Risâle-i Nur’lar ise temel iman-i hakikatleri iktiza ettiği için insanlar Risâle-i Nur’lar hakkında malumatlar alıp konferanslara katılıyorlar. 

Osmanlı devletinden sonra İslâm Âleminin genelinde özellikle genç kuşaklarda bir heyecan eksikliği olduğunu görüyoruz. Ama günümüzde Risâle-i Nur eserlerinin bu heyecanı tekrar bize kazandırmaya başladığına şahit oluyoruz. İslâm Âleminin geleceği için bu durum nasıl bir önem arz etmektedir. 

Prof. Dr. Süleyman Osman: Risâle-i Nur’da Gençlik Rehberi var. Gençlik Rehberi gençlere heyecan verici bir eserdir. Risâle-i Nur gençlere yeni bir heyecan verdi. Ki Gençlik rehberi Risâle-i Nur’un bir tek numunesidir. Risâle-i Nur’un tamamı insanlara dine hizmet noktasında büyük bir heyecan vermektedir. Aynı zamanda Risâle-i Nur insana dine hizmet heyecanı, iyi ahlakı kazanmak heyecanı, Allah rızası yolunda gitmek heyecanı kazandırmaktadır. Risâle-i Nur iki olayı halletmeye çalışmaktadır: Birincisi İnsan-ı Kamil yani Allah’ın rızasında giden insanları yetiştirmek noktasında, ikincisi güzel ahlak noktasında büyük gelişmeler var. Bizler görüyoruz ki; gençler Risâle-i Nur’lara koşa koşa geliyorlar ve istifade ediyorlar. Ben de demek istiyorum ki insanlara ulaşıp bu iki noktada onarla yardımcı olmalıyız.

Gençlere Risâle-i Nur’u ve Üstad Bedîüzzaman Hazretlerini anlamak noktasında ne tavsiyede bulunmak istersiz?   

Prof. Dr. Süleyman Osman: Gençlere şöyle bir tavsiyede bulunmak istiyorum: Risâle-i Nur’lara yaklaşıp ondan en azami derecede istifade etsinler. Risâle-i Nur istikamet üzere olmak, istikamet üzere hizmet etmek isteyenler için en sağlam yol göstericidir. Dine hizmet etmek için ihtiyaç duyulan tüm gereçler Risâle-i Nur’da mevcuttur.   

“Risâle-i Nur Araştırma Merkezi ve Akademisi kurulmalı”

Prof. Dr. Safsafi Ahmet El Mursi El Katuri, Mısır Ayn Şems Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü öğretim görevlisidir. Bedîüzzaman Sempozyumunda oturum başkanlığı yaptı.

Geçen senede katıldınız Bedîüzzaman Sempozyumuna genel itibariyle bu seneyi nasıl buldunuz?

Prof. Dr. Safsafi Ahmet El Mursi El Katuri: Bu sene Sempozyumu daha disiplinli daha düzenli daha güzel bir şekilde gördüm.

Genelde katılımcıların genç olduğunu görüyoruz…


Prof. Dr. Safsafi Ahmet El Mursi El Katuri: tabii ben gençlerin katılmasına daha fazla mutlu oluyorum. Çünkü ümit gençlerde. Gençler iyi fikirli, iyi düşünceli,  Risâle-i Nur’u iyi anlayabilirlerse bu durum daha bir insanın hoşuna gidiyor.

Avrupa sürekli din ve bilimi birbirinden ayrı tutmakta ve bunların farklı şeyler olduğunu savunmaktadır. Ama Risâle-i Nur’a baktığımızda din ve bilimin ayrılmaz bir bütün olduğunu öğretiyor bize.

Prof. Dr. Safsafi Ahmet El Mursi El Katuri: İslâm dininde ilk âyet “Oku!” olarak inmiştir. Bu yalnız okumak ve yazmak anlamında değildir, bu şu demektir; oku, düşün ve araştır demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de ilimle ilgili âyetler 850 den aşağı değildir. Kur’ân-ı Kerim’de ilmi teşvik için birçok âyet vardır. İslâmiyet’te din ve ilim arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü ilim demek din demektir, din demek ilim demektir. Hem Kur’ân-ı Kerim hem de Hadis-i Şerifler bizleri ilim öğrenmeye davet ediyor. Bunun için İslâm medeniyetinde din ve hayat hiçbir farkı yoktur.

Mısırda üniversitede hocalık yapıyorsunuz. Şu öğrenmek istiyorum; Mısırda olsun, Afrika’nın diğer ülkelerinde olsun genç nüfusun Risâle-i Nur’a bakış açıları nasıl?

Prof. Dr. Safsafi Ahmet El Mursi El Katuri:  Mısır’da Üstad Bedîüzzaman 30 seneden beri tanınıyor. Ben bu konudaki bir doktora tezinde danışmanlık yaptım. Risâle-i Nur’un edebiyatı üzerine bir çalışma yaptım. Yirmi seneden beri Sözler eserinin çevirisi Mısırda basılıyor ve dağıtılıyor. Şimdi yeni bir çeviri ve baskı üzerinde çalışıyoruz. Altınbaşak Neşriyat ile beraber yeni bir baskı hazırlamaktayız.

Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin Medrese-tül Zehra adıyla bir projesi var…
Prof. Dr. Safsafi Ahmet El Mursi El Katuri: İnşallah bir teklifte bulunacağım. Niye Zehra Akademisi ve Araştırma merkezi kurulmasın. Şimdi durum müsait belki üniversite olmayabilir ama bir araştırma merkezi olabilir. Risâle-i Nur üzerinde böyle bir Araştırma Merkezi veya Akademi Risâle-i Nur için, Bedîüzzaman için, Kur’ân için, Hadis-i Şerifler için mükemmel bir çalışma olabilir.   

Bir üniversite hocası olarak gençlere Risâle-i Nur’u anlama noktasında ne tür tavsiyelerde bulunmak istesiniz?

Prof. Dr. Safsafi Ahmet El Mursi El Katuri: Mutlaka dinimizle ilgili malumatlara sahip olmalıyız. İslâm Medeniyetini okumalı ve tanımalıyız. Çünkü İslâm Medeniyeti çok zengin bir medeniyettir. Mesela İstanbul’daki İslâm medeniyetinin eserlerini kaldırırsak geri ne kalır. Sulatan Ahmet ve Süleymaniye’yi kaldırırsak, İslâm Müzesini kaldırırsak geriye bir şey kalmaz. Bunun için tarihi çok okumalıyız.

“Risâle-i Nur dünyayı barış içerisinde yaşayan bir yer haline getirebilir”

Tarık Muhammed Nur: Bedîüzzaman Sempozyumuna Sudan’dan katıldı. Hartum Ünibversitesi’nde araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

Katılımcılara baktığımızda ciddi bir heyecan olduğunu görüyoruz. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?


Tarık Muhammed Nur: Ben de çok heyecanlı olarak katılıyorum. Çünkü Sudan’dan bu kadar büyük bir heyet daha önce gelmemişti. Bu sene maşallah rektörlerden tutun bizim gibi araştırmacılara kadar beraber geldik ve sempozyumu büyük bir heyecanla takip ediyoruz. Aslında en güzel olan burada karşılaştığımız Kamboçya’dan, Malezya’dan gelen insanlar oldu. Çok güzel, çok muhteşem oldu.

Bu sene Sudandan gelen katılımcılar üzerinde geçen seneki sempozyumun ciddi bir etkisi oldu mu?

Tarık Muhammed Nur: Ben geçen sene katılamadım ama bildiğim kadarıyla bu seneye oranla az kişilerdi. Ama geçen seneki Sempozyum Sudan’a çok farklı bir hava getirmiş. Bunun içindir ki bu sene katılım çok yüksekti.

Risâle-i Nur’un Sudan’daki yansımaları nasıl acaba?
Tarık Muhammed Nur: Risâle-i Nur’lar Sudan’da geç tanınmasına rağmen çok büyük yankı uyandırdı. Özellikle hocalar ve öğrenciler Risâle-i Nur’u okumaya başladılar ve çok etkileniyorlar. Sudan’daki rektörler bile Risâle-i Nur’u okuduktan sonra “O muhteşem bir eser, herkesin okuması ve kütüphanesinde bulundurması gerekir” diyorlar. Şimdi birçoğu Risâle-i Nur okumaya başladı ve hayatlarında Risâle-i Nur’un etkileri gözükmeye başladı.

Sempozyuma katılanlara baktığımızda İslâm Âleminin çeşitli yerlerinden gelen insanların birlikte olmalarından doğan büyük bir sevinç var. Risâle-i Nur’un etrafında birleşmeden gelen bir mutluluk söz konusu. Size göre Risâle-i Nur’un İslâm Âlemini birleştirme noktasındaki etkisi nedir? 
Tarık Muhammed Nur: Risâle-i Nur’ların bu davaya çok büyük etkisi oluyor. Çünkü Risâle-i Nur iman hakikatlerinden bahsediyor ve bu hakikatlerin etrafında toplanmaktan mutluluk duyuyor. Siyasi bir menfaat veya yanlış bir dava için toplanmış değiller. Sadece iman hakikatlerini bilmek isteyerek toplanan kişiler daha mutlu, daha güçlü, daha rahat bir şekilde yaşayabilmek için Risâle-i Nur’ları öğreniyorlar. İnandığım kadarıyla Risâle-i Nur dünyayı barış içerisinde yaşayan bir yer haline getirebilir. Sadece Müslümanlar için değil tüm dünya milletleri için geçerlidir bu. Çünkü İslâm’ı iyi anlamış bir Müslüman’dan hiç kimseye zarar gelmez.   

Hocam siz tarihçisiniz. Tarihe baktığımızda İslâm tarihinde bir konumlandırma yapsak olsak Risâle-i Nur nereye oturtmalıyız?

Tarık Muhammed Nur: Risâle-i Nur İslâm için çok şeyler ifade etmektedir. Tarihsel olarak baktığımız Üstad Bedîüzzaman belki de İslâm âleminin en karanlık döneminde çıkmış ve bu ümmete bir Nur olmuştur. İnsanların ayrıldığı, parçalandığı noktada, iman noktasında Kuran’dan aldığı inançla insanları doğruya, güzele sevk etti. Bunun için Üstad Bedîüzzaman en kilit noktada ortaya çıkmış, Müslümanların imdadına yetişmiştir. Eğer Üstad Bedîüzzaman olmasaydı bizler şimdi belki de çok daha karanlık bir durumda olabilirdik. Onun içim Üstad Bedîüzzaman bu zamanın imamı ve müceddididir.

Tarihte toplumları hep gençler şekillendirmiştir. Günümüzde ise gençlerin Risâle-i Nur’dan daha fazla etkilendiklerine şahit oluyoruz. Bedîüzzaman Hazretleri de gençlere ayrı bir ihtimama göstermiştir. Bu noktada bize neler söyleyebilirsiniz?

Tarık Muhammed Nur: İslâm tarihindeki diğer büyük zatlarda da böyle olmuştu. Onlarda gençlere ayrı bir özen göstermişlerdir. Gençler açısından bu böyledir. Yani şu anda gençlerin en fazla fayda sağlayacakları eserlerin başında Risâle-i Nur gelmektedir. Gençler en büyük hakikatleri bu risalelerden almaktadırlar. Risâle-i Nur gençlerde büyük bir değişim yapmaktadır. İnşallah İslâm âlemindeki tüm gençler bu eserlerden istifade ederler. Yenidünyanın şekillenmesinde öğrendikleriyle daha iyiye ulaşırlar.   

Risâle-i Nur’ları ilk tanıdığınızda en fazla dikkatinizi celp eden ne oldu?   
Tarık Muhammed Nur: Ben en fazla Risâle-i Nur’un İşart-ül İcaz eserinden etkilendim. Üstad Bedîüzzaman’ın ise fen ve dini birleştirmesinden çok etkilendim. Çünkü İslâm âleminin buna çok ihtiyacı vardı. Fen bilimleri bizi taassuptan, dini ilimler ise şüphecilikten kurtarmıştır. Gençlere şunu demek istiyorum. Dünya hızla değişiyor. Bu değişime cevap vermek için Risâle-i Nur’ların ışığından azami derecede istifade etmeliyiz.
kaynak:irfan mektebi dergisi
Konuyu Paylaş:
  digg  facebook  twitter  google  google

NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler

Seo4Smf Tagleri: risle 8220yaşayan yürüyen nurlar8221