Merhûm müfessir Elmalılı Hamdi Yazır Efendi, gençliğinde Filibeli Hacı Arif Efendi merhûmdan güzel yazı tahsîline başlamış. Kısa zamanda Sülüs’le Nesih’i ilerletmiş ve yazılarını kontrol için üstadlığından dolayı Arif Efendi ve Sâmî Efendi’ye götürürmüş. Neticede bu üstâdlardan icâzet alıp hattât olarak yazı yazmaya başlamış.
Böylece hem maîşetini te’mîn, hem de ilim tahsîline devama muvaffak olmuş. Bu hâtırâtını biraderi Burhâneddîn Bey’e anlatıp şu nasîhatte bulunmuş: “Kardeşim, Senin de yazıya merakın var. Çalış, fakat insanda her neye isti‘dâd ve kābiliyet olursa olsun, gereği gibi terbiye edecek ellere düşmezse bu kābiliyet sâhibini şaşırtır ve azdırır.
Onun için dikkat et, hayatında yolunu bu iki şeytâna teslîm etme. Onlara yuvarlanan, onların iki sâdık uşağı hâline gelir. Ve mîrâsyedi, zengin ahlâksızlara döner. Hakk’ın verdiği ve vereceği ni‘metleri, isti‘dâd ve kābiliyetleri fenâ yollarda kullanman yüzünden helâk olabilirsin.”