Üstad hazretleri,
"28. lema da : .............. sineğin; hem gayet nezâfetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü, kanatlarını temizleyen bu tâife, elbette mühim bir vazifesi vardır. Hikmet-i beşeriyenin nazarı kàsırdır;
daha o vazifeyi ihâta edememiş." buyurmuşlardır.
Üstadımız hadis-i şerif ve ayeti kerimlerin ışığında yukarıdaki hakikatı seneler önce ifade etmişti. Bu hakikatın geçenlerde bir nev-i ispatı yapıldı. “Avustralyalı bilim adamları her şartta var olabilen sinek ve benzerlerinden antibiyotik yaptıklarını açıkladılar. Uzmanlar artık hayatın ve buna bağlı olarak antibiyotiklerin de değiştiğine işaret ediyorlar. Antibiyotikler ile mikroplar rol değiştirmişe benziyor. Bu nedenle mikropların baş düşmanı olan antibiyotikler son zamanlarda etkili olamıyor. Sydney’deki Macquarie Üniversitesi’nden Prof. Andy Beattie önderliğindeki ekip; sinekler böcekler ve her türlü haşerenin et ve gübre dahil her pisliğe karşı dayanıklı olduğunu dikkate alarak “ Bu yaratıkların enfeksiyonlara karşı süper direnci olması gerekli aksi halde sağ kalamazlardı. Onlardan antibiyotik yapma deneyimlerimiz şimdilik başarılı sonuçlar verdi” diyor.” GERÇEKTEN bedenlerinden bir nevi antibiyotik salgılayarak her türlü mikroplu ortamda etkilenmeden canlılıklarını sürdüren sineklerden öğreneceğimiz çok şey var. Bu yüzden sinekten çıkan zararlı mikropları sinek batırılınca çatlayarak ortaya çıkan panzehir hükmündeki antibiyotik benzeri bir maddenin etkisiz hale getirdiği düşünülebilir. Zaten Napolyon zamanından beri uygulanan maggot terapi’de (*); sinek larvalarının uzun süren veya başka metodlarla iyileştirilemeyen yaralar üzerine konarak tedavide yararlanıldığı bilinmektedir. Larvalar yaralardaki ölü dokularla beslenerek bölgeyi temizledikleri gibi aynı zamanda dezenfektan hususiyeti olan salgı ifraz etmektedirler. Böylelikle mikroplar temizlenerek yaranın iyileşmesi sağlanmaktadır. DERKEN gazetelerde (**) bu konuda “Sinek kurtçuğundan çağın antibiyotiği” başlığıyla yeni bir haber çıktı: “Bilim adamları yeşil sinek larvalarının salgılarından elde edilen yeni bir antibiyotik türü keşfetti. Galler’deki Swansea Üniversitesi’nden Norman Ratcliffe ve ekibi lucilia sericata (şişe camı yeşili sinek) larvalarının salgılarında bulunan hastane bakterilerinin 12 türünün yanı sıra E. coli ve clostridum difficile bakterilerinde de etkili olabilen maddeye “seratisin” adını verdi. Seratisini saf hale getiren bilim adamları şimdi iğne hap ya da merhem olarak kullanılabilecek antibiyotiğin içeriğini tam olarak tanımlamaya ve bunu sentez etme yolunu bulmaya çalışıyor. Bu çalışma da başarılı olursa seratisin insan hücrelerinde ve sonucunda da klinik deneylerde test edilecek. Araştırmaya maddi destek veren yardım derneği “Action Medical Research”den doktor Yolande Harley muhtemel yeni antibiyotiğin keşfinin heyecan verici bir ilerleme olduğunu belirterek bunun hastane enfeksiyonlarına ya da başka bakterilerin yol açtığı hastalıklara yakalananlar için yeni bir tedavi imkanı sağlayabileceğini söyledi.” Görülüyor ki Efendimizin sözleri doğrudur ve hadisler günümüze de ışık tutmaya devam etmektedir.