Hazret-i Sa‘d İbn-i Ebî Vakkas diyor: “Gazve-i Uhud'da (Uhud savaşında) ben Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında idim. Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o gün kavsi (yayı) kırılıncaya kadar küffâra (kâfirlere) oklar attı. Sonra bana okları veriyordu. ‘At!’ diyordu. Naklsız, yani okun uçmasına yardım eden kanatları olmayan okları verirdi. Ve bana emrederdi: ‘At!’ Ben de atardım. Kanatlı oklar gibi uçardı, küffârın cesedinde yerleşirdi. O halde iken, Katâde İbn-i Nu‘mân'ın gözüne bir ok isâbet etmiş, gözünü çıkarıp, gözünün hadekası (bebeği) yüzünün üstüne indi. Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm mübârek, şifâlı eliyle onun gözünü alıp, eski yuvasına yerleştirip, iki gözünden en güzeli olarak, hiçbir şey olmamış gibi şifâ buldu.”
Şu vâkıa (olay) çok iştihâr etmiş (meşhur olmuş). Hatta Katâde'nin bir hafîdi (torunu), Ömer İbn-i Abdülazîz’in yanına geldiği vakit, kendini şöyle ta‘rîf etmiş:
“Ben öyle bir zâtın hafîdiyim ki: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onun çıkmış gözünü yerine koyup, birden şifâ buldu. En güzel göz, o olmuş” diye, nazım (şiir) sûretinde Hazret-i Ömer’e (ra) söylemiş; onun ile kendini tanıttırmış.
Zülfikār