Kesin olarak durmanın lüzûmuna alâmettir.

Cevaz ve lüzûma delâlet etmeden
mutlak durmaya alâmettir.

Durmanın
câiz olduğuna, durmak ve geçmek arasında
serbestliğe alâmettir. Fakat
durmak daha evlâdır.
Ruhsat alâmetidir. Yani tilâvet edenin
nefesi daraldığı zaman durur, sonra geriden almaksızın
devâm eder.
Cevaz alâmetidir. Fakat
geçmek durmaktan daha
evlâdır.
Durmanın câiz
olmadığına alâmettir.
“Durma! Çünki ma‘nâ tamam
değildir” ma‘nâsındadır. Eğer
zarûretten dolayı durursa, üzerinde durulmuş kelimeyi
geriden alır. Fakat bu alâmet âyetin
sonunda ise durur, sonra o âyeti geriden
almaz.
Kurrâ’nın çoğuna göre
geçmek alâmetidir, fakat
durmak câiz olur.
Durmak için emirdir.
“Latîf bir vakfe ile dur!” ma‘nâsınadır. Bu, durmakta ma‘nâ açısından bir fayda olduğuna işâret olarak,
durmanın geçmekten daha evlâ
olduğuna alâmettir.
Rükû‘a alâmettir. Yani eğer okuyan
namazda olur da rükû‘ etmek isterse, artık onun için
münâsib olan, bu alâmette rükû‘ etmesidir. Çünki bu, kıssanın ve mev‘ızanın
tamamlandığına işârettir. (Ayrıca iki alâmet arasının bir
“aşır” olduğunu gösterir. Namaz hâricindeki Kur’ân kırâatinde de evlâ olan, bu alâmetlerde kırâatin
bitirilmesidir.)
Bu üç noktalar, birbirine geçmiş duruşa işârettir. Yani tilâvet eden eğer birinci noktalarda
durursa, o zaman ikincide
durmaz; eğer
birincide durmazsa, o vakit
ikincide durur. Tâ ki maksûd olan ma‘nâ
doğru olsun. Çünki her ikisinde de durursa, ma‘nâ tamam
olmaz.Kaynak::
www.hayratnesriyat.com