Bediüzzaman hazretlerinin islam harflerini müdafaadan başka bir tavrının bulunması mümkün olamazdı. Hatta islam harflerinin kıymetini anlayabilmek için öyle yüksek seviyede ilim ve fikre bile lüzum yoktu. Biraz düşünmek ve harflerin ne için değiştirildiğini anlamaya çalışmak bile islam harflerini savunmayı sağlayabilirdi. İşte bu nedenle Bediüzzaman talebelerine Risale-i Nur’u Kur’an harfleriyle yazmalarını ve islam yazısını muhafaza etmelerini emretti.
Kur’an harflerine şiddetle cephe alındığı bir devirde Bediüzzaman Hazretleri kendisinden önce gelip geçmiş nice ulemadan çok daha hassas bir tarzda Kur’an harflerini müdafaa etmiş ve Kur’an harflerinin onun elbisesi değil, cildi olduğunu; bu cildi soymanın ise onu ölüme mahkum etmek olacağını ortaya koymuştur.
Meslek ve meşrebi, imana hizmet usulü itibariyle, düşmanlarına bile yumuşak bir tarzda söz ve ifadelerle hitap eden ve bunu bir esas haline getirmiş olan Bediüzzaman, islam harfleri söz konusu olunca –nadirattan da olsa- biraz sertleşmiş ve harf meselesinin ehemmiyetini anlatmak istemiştir.
“Dokuzuncu mesele: Ey ihvan, madem Cenab-ı Hak kemal-i rahmetiyle bizi Kur’an-ı Hakim’e ettiğini gösterir bir tarzda muvaffak ediyor, biz de rahmetine ve inayet ve tevfikine istinad edip, merkez-i nuraniyenin etrafında mütesanid daire-i muhita olmaya çalışmalıyız. Hattı Kur’an’ın ref’ine çalışanları susturmalıyız. Kur’an’ı unutturmaya niyet edenlerin niyetlerini onlara unutturmalıyız.” Diyerek yolu ve sistemi göstermiştir. Hattı Kur’an’ı muhafaza etmemenin de Kur’an’ı unutturmaya çalışanlara yardım olduğunu apaçık beyan etmiştir.
Ayrıca yazanları engellemek isteyenleri şiddetli ifadelerle ikaz etmiştir:
“ikinci madde: maatteessüf, Risale-i Nurun imansız ve emansız cin ve ins düşmanları, onun çelik gibi kuvvetli hüccetlerine mukabele edemediklerinden, çok gizli desiseler ve hafi vasıtalarla haberleri olmadan, yazanların şevkini kırmak ve fütur vermek ve yazıdan vazgeçirmek cihetinde şeytancasına hücum edip darbe vuruyorlar.”
Bediüzzaman Hazretlerini sadece telif ettiği kendi eserlerini islam harfleriyle yazdıran ve ona teşvik eden bir müellif olarak görmek eksik olur. Bugün matbaalarda basılmakta olan, renkli ve tevafuklu Kur’an-ı Kerim’ler, bizzat irşad ve teşvikleriyle Husrev Altınbaşak tarafından yazılmıştır.
Bediüzzaman Hazretleri Kur’an’ı yazdırmakla Kur’an yazısına hizmeti başta gelen mühim bir gaye edinmiştir. O bu gayesinde muvaffak da olmuştur. Zira islam yazısını çok kimse müdafaa etmiştir ama, hepsi onun gibi muvaffak olamamıştır.
“Kıymettar tesirli diliyle, ve kuvvetli, letafetli kalemiyle Risaletün-Nura çok ehemmiyetli hizmet edenler her vakit hatırımda manevi muhataplarım ve hayalen yanımda hazır arkadaşlarımdırlar.”(Kastamonu 4)
“Kardaşlarım, bu defa irsalatınız o kadar beni memnun etti ki, her bir sahifesi bir kıymettar hediye ve güzel bir mektup hükmünde göründü. Hüzünlerimi, gamlarımı izale edip kalbimi sürur ve sevinç ile doldurdu.”(Kastamonu 24)
“kardaşlarım, bu defa kudsi kalemle hediyeleriniz o kadar beni minnettar ve mesrur etti ki: güya dünyayı ışıklandıracak bir nur fabrikası ve mazi ve istikbali rayiha-ı tayyibesiyle muattar edecek bir gül fabrikası semadan bizim imdadımıza gönderilmiş. Ve benim arkamda kuvvetüzzuhur olarak duruyor. Ve mütemadiyen çalışıyorlar diye mesrur oluyorum. Yüz binler elhamdülillah.” (Kastamonu 30)
“sizin bu mübarek bayram hediyesi olarak gönderdiğiniz nurlu kalem hediyelerinizi o kadar kıymettar görüyordum ki, tarif edemem. Cennetül firdevste ab-ı kevser destileri gibi kendi iştiyak ve şükranla ve sürurlu göz yaşıyla kabul edip başıma koydum. Böyle elmas kılıç gibi kalemleri ve hakikat kahramanlarını Risale-i Nur’a ihsan eden Cenab-ı Hakk’a hadsiz hamd ve şükür ederim.”(Kastamonu 99)
“sizin çok mübarek ve nazarımızda çok kıymettar ve benim nazarımda cennetin (vildanün muhalledün) tarafından ebedi ve firdevsi bir hediye-i kudsiye gibi geçen ve gelen iki bayramı cennetin şekerlemeleri ve tatlıları gibi tatlılaştıran ve ziynetlerin yetmiş tarzlarını giyen hurilerin hilleleri ve libasları gibi manevi meclisimizi ziynetlendiren kalem hediyenizi aldık. Bu hediye Risale-i Nur hizmeti noktasından ne derece ehemmiyetli olduğunu(Kastamonu 169)
“sizin her bir dirhemi yüz dirhem şüheda kanı kadar kıymettar, siyah nuru akıtan mübarek kalemlerinizin...(kastamonu 291)
“inşaallah Kur’an’a aid mesail ile iştigal, bir nevi manevi mütefekkirane Kur’an okumak hükmündedir. Hem ibadet, hem ilim, hem marifet, hem tefekkür, hem kerait-i Kur’an manalarını risalelerin istinsah ve mütalaalarında vardır kanaatindeyiz” (barla181)
ALLAH RAZI OLSUN .EMEĞİNİZE SAĞLIK..