Gazneli Sultan Mahmûd, İslâm’ı yaymak için çıktığı seferlerin birinde: “Bu seferden zaferle dönersem, aldığım bütün ganîmetleri yoksullara dağıtacağım” diye büyük bir adakta bulunmuştu. Neticede Allah zaferi ihsân etti. Gazne’ye döndüklerinde, elde ettikleri bütün ganîmetleri yoksullara, muhtaçlara dağıtmaya başladı.
Fakat bazı vezir ve komutanlar araya girip: “Aman Sultanım, ne yapıyorsunuz? Bunca değerli ganîmetler, altınlar, inciler fakir fukarâya dağıtılır mı? Önemsiz olanları dağıtın, değerli olanları hazîneye ayırın” dediler. Sultan Mahmûdun kafasını karıştırdılar. Sultan Mahmud da o dönemde Gazne’de yaşayan, âlim ve fâzıl büyük bir zâtı huzuruna çağırtıp durumu anlattı ve fikrini sordu. O büyük zât bugün bizlere de rehber olabilecek şu güzel cevâbı verdi:
“Sultanım, eğer bundan sonra Allah’a bir daha işiniz düşmeyecekse, hemen adamlarınızın dediğini yapın, ganîmetleri hazîneye koyun. Ama bundan sonra Allah’a tekrar işiniz düşecekse verdiğiniz sözü tutun, adağınızı yerine getirin, ganîmetleri yoksullara dağıtın.”