Gönderen Konu: Peygamberimiz(asm)'ın geçmiş kitaplardaki isimleri ve manaları  (Okunma sayısı 588 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı عمر فاروق

  • Mütalaacı
  • *
  • İleti: 667
  • Karma: +8/-0
  • Elhamdülillah düzeliyor!

NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler


Kardeşler, Efendimizin isimlerinin anlamlarını üşenmeden okuyalım  :insaallah: çok güzel manaları var!

Dr. Ali Budak'ın kitaplaştırılan ilmi çalışması İsim ve Sıfatları ile Efendimiz araştırmasında, Hz Muhammed(asm)'in; Kuran'ı Kerim'de geçen isim ve sıfatları, Hadislerde ve İslami eserlerde geçen adları ve sıfatları, Geçmiş Kutsal Kitaplarda yer alan isimleri ve ümmetinin ona verdiği isimler zikrediliyor ve onun bütün ve isim ve sıfatları konusunda değerlendirmeler yapılıyor.Kitapta yer alan bilgilere göre İslam Alimi Suyuti, peygamberimizin Kuran'da açık isim olarak 79, türemiş isim olarak 44 adının bulunduğunu belirtiliyor. Yine aynı kaynağa göre Hz. Muhammed'in Hadislerde ve Semavi kitaplarda 235 ismi ve 4 künyesi bulunuyor. Tümünün toplamı 337 yapıyor ki kendisi de 340 küsur ifadesini kullanmıştır.

Kitapta yer alan bilgilere göre Peygamberimizin geçmiş kitaplarda yer alan adlarının listesi şu şekilde:

TÎB, MÂZMÂZ

Mâzmâz ismi İbranicedir. İslâm'a giren bazı Yahudi âlimlerinden nakledilmiştir ki, manası 'tîb tîb' yani 'çok güzel kokulu' demektir. Resûlullah Efendimiz Hazretlerinin güzel kokulu olduğu ve bütün temizlerin en yücesi olduğu şüphesizdir. Buna, mübarek terinin çok güzel kokulu olması yeterli bir delildir. İnsanlar, O'nun misk-ü ammer terini koku olarak sürünmek için alırlardı. Evet, bütün kâinat, O'nunla yücelir, bütün kalpler O'nunla gıdalanır ve hoş olurdu.

KUSEM, KASÛM
Bu isimlerin manası Kadı İyâz'ın belirttiğine göre, "bütün hayırları kendinde toplayan" demektir. Bunun yanı sıra insanları hayırda toplamasından, verip ihsan etmesinden dolayı da bu sıfatı aldığı belirtilmiştir. Efendimiz şöyle buyurmaktadır ki: "Bana melek gelerek şöyle dedi: "Sen bir kusemsin." (Yani toplayıcı). Bu isim, Efendimiz'in Arapçadaki el-Câmi' ismine tekabul etmektedir. "Bütün hayırları kendinde toplayıcı" manasına gelen bu sıfat, fazilet ve güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderilmiş olan Efendimiz'in en câmi' sıfatlarından birisidir.

HİMTÂYÂ, HİMYÂTÂ
Himyâtâ veya Himtâyâ, Haremi koruyan, himaye eden manasına gelmektedir. İbn-i Esir el-Herevî der ki: "Kâ'b'ın (radıyallâhu anh) rivayet ettiği bir hadiste şu kayıtlar geçmektedir: "Semâvî kitaplarda Resûlullah Haz-retlerinin şerefli isimleri Muhammed, Ahmed ve Himyâtâ'dır." Ebu Amr da şöyle der: "İslâm'a giren Yahudi âlimlerinin ba-zısından bu ismin manasını sordum. Dediler ki: Manası, "Haremi haramdan korur ve helâle izin verir", demektir."

AHYED, UHÎD
Bu ismin meşhur okunuşu Ahyed, fakat bazı eski Şifa nüshalarında okunuşu Uhîd şeklindedir. İmam-ı Nevevi Tehzibü'1-Esmâ adlı kitabında İbn-i Abbas (radıyallâhu anh) Hazretlerinden Resûlullah Efendimiz'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Benim adım Kur'ân'da Muhammed'dir. İncil'de Ahmed, Tevrat'ta da Ahyed'dir. Ben Ahyed ismiyle şunun için isimlendirildim ki, cehennem ateşini ümmetimden başka tarafa, (bölgeye, yöne) çeviririm." Hâsılı bu isim, Efendimiz'in, dünyada hidayetiyle, âhirette de şefaatiyle ümmetini cehennem ateşin den koruyacağını anlatan bir isimdir.

MÜNHAMİNNÂ, MAWHAMANA
Bu isim, Menhamennâ şeklinde de okunmuştur. Bu ismin Süryanîce'de mânası "Muhammed" demektir. Hz. Peygamber (aleyhisselâm) bir hadisinde: "Benim adım yerde Muhammed, göklerde ise Ahmed'dir" buyurur. Bu iki isim de çok övülen mânas ında olup mânaları birbirine yakındır. Yuhanna İncili 14,16 cümlesinde geçen, "Parakletos" sözünü Hıristiyanlar "teselli edici" diye çevirirler. (Oysa bu manalara gelmez.) Bu kelime, Hz. Isâ'nın yaşadığı çevrenin dili olan Aramice'de Mawhamana'nın tam Yunanca karşılığı olan Periklitos (çok övülen) isminin bozulmuş şeklidir. (Hz. Isâ zamanında Yahudiler İbranîce değil, Aramîce konuşurlardı). Periklitos ile Parakletos fonetik olarak birbirine yakın olduğundan bazı çevirmenlerin veya sonraki dönemlerdeki kâtiplerin bu iki kelimeyi birbirine karıştırdıkları anlaşılıyor. Müslümanlar burada, Hz. Muhammed'in (aleyhisselâm) müjdelendiğini görürler. 8. asır tarihçilerinden İbn İshak mezkûr İncil cümlesini naklederken "Biriklitus" diye yazmış ve bunun Rumcada "Muhammed" mânasına geldiğini söylemiştir. Kim bilir, muhtemelen onun devrindeki İncillerde Parakletos yerine Periklitos yazılı idi.

MUHÎMÜ'S SÜNNE, KAYYİM
Efendimiz'in bu ismi, "Sünneti ikame eden, ayakta tutan, sünneti yaş atan" manalarına gelir. Kâdî İyaz'ın Şifâ adlı eserinde zikredilen bu isim ile ilgili Hazret-i Dâvûd aleyhisselâm'ın şöyle dua ettiği bildirilir: "Allahım, fetret zamanında sünneti ikame eden (ayakta tutan) Muhammed' i (aleyhisselâm) bize gönder." Böylece bu şerefli isim Hazret-i Dâvûd'un duasından alınmıştır.


MÜTEVEKKİL
Efendimiz'in "tevekkül eden" manasına gelen ismidir. Bu ismin Tevrat'ta geçtiği de belirtilir: Abdullah b. Amr naklediyor: Nebi'nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) Tevrat'taki sıfatını şöyle okudum: "Muhammed Allah Resûlü'dür. Kulum ve elçimdir. Ben O'nu mütevekkil diye adlandırdım. Ne anlayışsızdır ne de katı kalpli. Sokaklarda bağırıp çağıran biri değildir. Kötülüğe kötülükle karşılık vermez. Af edip bağışlar. Eğri sapık milletleri kendisi ile doğrultmadıkça O'nun canını almayacağını, tâ ki onlar "Lâ ilahe illallah" deyinceye kadar." Bu isme en lâyık olan Efendimiz'dir. Çünkü dini insanlar arasında yerleştirmek için hiç kimsenin yapamayacağı şekilde Allah'a tevekkül edebilen ancak o olmuştur.


EL ÜMMÎ

El-Ümmî, "okuyup yazma bilmeyen" manasına gelir. Ümmî, aynı zamanda Mekke'nin diğer bir adı olan Ümmü'l-Kurâ'ya (şehirlerin anasına) nisbet edilen, yani Mekke'ye mensûp olan, Mekkeli anlamına da gelir. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmaktadır: "İşte böylece sana da emrimizden bir rûh vahyettik. Halbuki sen daha önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Lâkin Biz onu, kullarımızdan dilediklerimize doğru yolu gösteren bir nûr kıldık. Sen gerçekten insanlara doğru yolu gösterirsin." (Şura, 42/52) Efendimiz'in bu ismi en-Nebiyyu'l-Ümiyyi'l-Arabî olarak semâvî kitaplarda da geçmektedir. Burada belirtmek gerekir ki Allah adeta kendi eliyle yazdığı kitabı Efendimiz'e okutturmaktadır. Bu manada Allah Resûlü'nün hiçbir kimsenin yazdığı kitabı okumaya ihtiyacı olmadığını, bunun da bir mucize olduğunu belirtmek gerekir.


SAHİBU'L KADÎB
Kadîb, sözlükte ağaç dalı manasına gelmektedir. Bu isim İncil'de şu şekilde geçmekte ve açıklanmaktadır: Onun yanında demirden bir kadîb vardır ki, onunla savaşır. Ümmeti de böyledir. Yani netice olarak burada kılıç kastedilmektedir. Ve yine hidayete vesile olması açısından Efendimiz'in savaş etmesine izin verildiğini anlatmaktadır. Bu isim semâvî kitaplarda da geçmektedir.


SAHİBU'L HİRÂVE

Hirâve, sözlükte asâ ve sopa için kullanılan bir kelimedir. Bazı rivayetlerde Efendimiz Hazretlerinin elinde asâsı bulunurdu. Onu önünde tutarak götürürlerdi. Bir yerde namaz kılacak olsa önüne koyar, ona doğru namaz kılarlardı. Ayrıca âsânın bir tevazu işareti olarak değerlendirilebileceğini bildiren âlimler de bulunmaktadır. Bu isim, Efendimiz'in bir sıfatı olarak semâvî kitaplarda da geçmektedir.


SAHİBU'L TÂC, SAHİBU'L İMÂME
Bu isimde geçen tâc kelimesinden kasıt "imâme" yani "sarık"tır. O halde ismin manası "sarık sahibi" olmaktadır. Sarık, Efendimiz zamanında sadece Araplar arasında kullanıldığından Efendimiz'in bu isimle yâd edildiği ifade edilir. Bu ifadeler semâvî kitaplarda da geçmektedir.


SAHİBU'L CEMEL, SAHİBU'L MİDRAA, SAHİBÜ'L NA'LEYN

Sahibu'l-Cemel, "deve sahibi, deveye binen" anlamına gelir. Sâhibu'n-Na'leyn de takunyaları olan, iki ayakkabı sahibi manalarındadır. Bu iki isim Efendimiz'in tevazusu nedeniyle verilmiş olabilir. Sâhibu'l-Midraa da "zırh sahibi, savaşlarda zırh kullanan" manasına gelen bir isimdir ki bu üç ismin de Hz. İsa'ya Allah tarafından söylendiği ve Efendimiz'i tasdik etmesi istendiği bildirilmektedir.


AHMED
Himda, "Ahmed" manasına gelir. Yunancadaki Periclytos kelimesi Himda'nın Grekçeye tercüme edilmiş şekli olmalıdır. Bu kelime, "şanı, şöhreti en yüksek ve en çok hamdeden" manasına gelmektedir.


RESÛL
Tevrat'ta sözü edilen Şiloh, şâluh (gönderilmiş kimse, resûl, haberci) veya şiluah, şâluah (Allah'ın Resûlü) veyahut Şilya (barış, güven, sessizlik) kelimeleriyle alakalıdır. Şilo'nun kelime manası, saltanat ve şeriat sahibi, büyük ve kanun koyucu otoritesi olan, milletlere hükmeden şahıs gibi manalara gelmektedir. "Şilo gelinceye kadar, Saltanat Âsası Yahuda'dan, Hükümranlık âsası da ayaklarının arasından ayrılmayacaktır. Ve insanların itaati de O'na olacaktır."


İNSANOĞLU
Tevrat'ta geçen Barnaşa, "insanoğlu" manasına gelmektedir. Efendimiz, Tevratta geçen Daniel'in rüyâsında sözü edilen insanoğludur. Bu isim, Tevrat'ta şu şekilde geçer: "Yeryüzünün bütün kavim ve milletleri, O'nun yani Barnaşa'nın veya en yüce olanın sevgili kullarının hizmetine gireceklerdir." Bu isim İncilde de şöyle geçer: "İnsanoğlu, hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye geldi."


EFENDİ (ADON)

Hz. Dâvûd'un şiire benzer şöyle bir sözü vardır: "YaHVaH, Adon'a dedi ki: Düşmanlarını ayaklarının altına basamak yapıncaya kadar sağımda otur." Bu ifadedeki YaHVaH, Rab ve Allah manasınadır. Fakat Adon bütün tercümelerde yine Rab olarak tercüme edilmiştir. Oysa Adon, kumandan, bey, efendi, emir, seyyid gibi anlamlara gelmektedir. Dolayısıyla bu kelimeyi Efendi olarak tercüme etmek uygundur. Burada Hz. Dâvûd'un (aleyhisselâm) Efendim diye hitap ettiği şahsın da Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz olduğu belirtilmiştir. Allah'tan sonra insanlığın en şereflisi hariç hiçbir varlığın Hz. Dâvûd'un efendisi olduğu kabul edilemez. O halde "Allah'ı görüp kavrayabilme kabiliyetine sahip bir kimsenin bu hususta bütün insanların en şereflisi, en çok övülmüşü ve en beğenileni olmalıdır" şeklindeki bir mantık makuldür. Burada sözü edilen Efendi'nin Seyyidu'l-mürselin olan Hz. Muhammed'in olması kuvvetle muhtemeldir.


BARAKLÎT, FARAKLÎT
Bu iki ismin manası, "Hak ile bâtılın arasını ayırıcı, Hakk'ın ruhu" demektir. Bu sıfat İncil'de geçmektedir ve Efendimiz kastedilmektedir. Bu iki isim, "hamdeden, Fâruk ve hakperest" mânalarına da gelmektedir.


EL MÜŞEFFAH

Bu isim, Müşakkah şeklinde de okunmuştur. Bu da Süryanîce'de Mahmûd, yani "övülmüş" manasına gelmektedir.


NETİCE
Bunlardan başka karinelerle Kutsal kitaplarda geçen ve zamanla tevil edilerek başka anlamlar kazanan pek çok kelime bulunmaktadır. Bunların bazıları da Efendimiz' i (sallallâhu aleyhi ve sellem) işaret etmektedir. Mesela Hz. Yahya'nın haber verdiği kuvvetli peygamber, "Kendisinden sonra gelecek ve önünde eğilip pabuçlarının iplerini çözmeye dahi layık olamayacağı kadar büyük ve muhteşem bir peygamber" gibi ifadeler de Allah Resûlü'nü anlatmaktadır. Biz burada konuyu ayrıntısıyla ele almadığımız için bu kadarla yetiniyoruz

Konuyu Paylaş:
  digg  facebook  twitter  google  google
Mübarek kabemizin içi (Video)
En fedakar ANNELER (Video)



Hz. Lokman’a Bu edebi kimden öğrendin? diye sorduklarında şöyle cevap vermişdir.

 “Bu edebi edepsizlerden öğrendim, Onlarda beğenilmeyen her ne gördümse onu yapmaktan kaçındım”

Çevrimdışı جودت

  • *
  • İleti: 407
  • Karma: +5/-0
Ynt: Peygamberimiz(asm)'ın geçmiş kitaplardaki isimleri ve manaları
« Yanıtla #1 : 25 Ağustos 2010, 14:13:54 »
 :ALLAH: razı olsun güzel bir paylaşım kardeş  :inşAllah:
"Nimetleriyle sizi gıdalandırdığı için ALLAH'ı sevin.Beni de ALLAH'a olan sevginiz sebebiyle sevin.Ehl-i Beytimi de,benim onlara olan sevgim sebebiyle sevin.(HADİS-İ ŞERİF)

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 6032
  • Karma: +139/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: Peygamberimiz(asm)'ın geçmiş kitaplardaki isimleri ve manaları
« Yanıtla #2 : 27 Ağustos 2010, 10:08:47 »
:rıza: emeğinize sağlık daha bir çok ismini okumuştum onları göremedim


Çevrimdışı عمر فاروق

  • Mütalaacı
  • *
  • İleti: 667
  • Karma: +8/-0
  • Elhamdülillah düzeliyor!
Ynt: Peygamberimiz(asm)'ın geçmiş kitaplardaki isimleri ve manaları
« Yanıtla #3 : 27 Ağustos 2010, 12:01:40 »
:rıza: emeğinize sağlık daha bir çok ismini okumuştum onları göremedim



Muhammed aleyhisselam efendimizin 400’e yakın ismi Mevahib-i ledünniyye'de vardır. Bunlardan bir kısmının manası alfabetik olarak kısaca şöyle:

Abdullah: Allah’ın kulu.
Âbid: Kulluk eden, ibadet eden.

Âdil: Adaletli, doğru, doğruluktan, haktan ayrılmayan.
Ahmed: En çok övülmüş, sevilmiş.

Ahsen: En güzel.
Alî: Çok yüce.

Âlim: Bilgin, bilen.
Allâme: Çok bilgili.

Âmil: İşleyici; iş ve hareket adamı.
Aziz: Çok yüce, çok şerefli.

Beşîr: Müjdeleyici.
Burhan: Sağlam delil.

Cebbâr: Kahredici, galip.
Cevâd: Cömert.

Ecved: En iyi, en cömert.
Ekrem: En şerefli.
Emin: Doğru ve güvenilir.

Fadlullah: Allah’ın ihsanı, fazlı.
Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran.
Fettâh: Yoldaki engelleri kaldıran.

Gâlip: Hâkim ve üstün.
Gani: Zengin.

Habib: Sevgili, çok sevilen.
Hâdî: Doğru yola götüren.

Hâfiz: Muhafaza edici.
Halîl: Dost.

Halîm: Yumuşak huylu.
Hâlis: Saf, temiz.

Hâmid: Hamd edici, övücü.
Hammâd: Çok hamd eden.
Hanîf: Hakikate sımsıkı sarılan.

Kamer: Ay.
Kayyim: Görüp gözeten.
Kerîm: Çok cömert, çok şerefli.

Mâcid: Yüce ve şerefli.
Mahmûd: Övülen.

Mansûr: Zafere kavuşmuş.
Masûm: Suçsuz, günahsız.

Medenî: Şehirli, bilgili ve görgülü.
Mehdî: Hidâyet eden, doğru yola ileten.

Mekkî: Mekkeli.
Merhûm: Rahmetle bezenmiş.

Mes'ud: Mutlu.
Metîn: Sağlam, özü ve sözü doğru, itimat edilir.

Muallim: Öğretici.
Muhammed: Yerde ve gökte çok övülen.

Muktefâ: Peşinden gidilen.
Muslih: Islah edici ve düzene koyucu.

Mustafa: Çok arınmış.
Mutî: Hakka itaat eden.

Mu'tî: Veren, ihsan eden.
Muzaffer: Zafer kazanan, üstün.

Mübârek: Uğurlu, hayırlı, bereketli, feyzli.
Müctebâ: Seçilmiş.

Mükerrem: Şerefli, yüce, aziz, hürmet ve tâzime erişmiş.
Müktefî: İktifâ eden.

Münîr: Nurlandıran, aydınlatan.
Mürsel: Elçilikle gönderilmiş.

Mürtezâ: Beğenilmiş, seçilmiş.
Müstakîm: Doğru yolda olan.
Müşâvir: Kendisine danışılan.

Nakî: Çok temiz.
Nakîb: Halkın iyisi, kavmin en seçkini.

Nâsih: Öğüt veren.
Nâtık: Konuşan, nutuk veren.

Nebî: Peygamber.
Neciyyullah: Allah’ın sırdaşı.

Necm: Yıldız.
Nesîb: Asîl, temiz soydan gelen.

Nezîr: Uyarıcı, korkutucu.
Nimet: İyilik, dirlik ve mutluluk.
Nûr: Işık, aydınlık.

Râfi: Yükselten.
Ragıb: Rağbet eden, isteyen.

Rahîm: Müminleri çok seven, acıyan.
Râzî: Kabul eden, hoşnut olan.

Resûl: Elçi.
Reşîd: Akıllı, olgun, iyi yola götürücü.

Saîd: Mutlu.
Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan.

Sadullah: Allah’ın mübarek kulu.
Sâdık: Doğru olan, gerçekçi.

Saffet: Arınmış, seçkin.
Sâhib: Mâlik, arkadaş; sohbet edici.

Sâlih: İyi ve güzel huylu.
Selâm: Noksan ve ayıptan emin.

Seyfullah: Allah’ın kılıcı.
Seyyid: Efendi.

Şâfi: Şefaat edici.
Şâkir: Şükredici.
Şems: Güneş.

Tâhâ: Kur'an-ı kerimdeki rümuz ismi.
Tâhir: Çok temiz.

Takî: Haramlardan kaçınan.
Tayyib: Helâl, temiz, güzel, hoş.

Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri.
Vâiz: Nasihat eden.

Vâsıl: Kulu Rabbine ulaştıran.
Velî: Veli, sahip, dost.

Yasîn: Gerçek insan, insan-ı kâmil.

Zâhid: Masivadan yüz çeviren.
Zâkir: Allah’ı çok anan.
Zeki: Temiz, akıllı.
Mübarek kabemizin içi (Video)
En fedakar ANNELER (Video)



Hz. Lokman’a Bu edebi kimden öğrendin? diye sorduklarında şöyle cevap vermişdir.

 “Bu edebi edepsizlerden öğrendim, Onlarda beğenilmeyen her ne gördümse onu yapmaktan kaçındım”

NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler

Seo4Smf Tagleri:

GoogleTagged - Etiketler