Gönderen Konu: Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…  (Okunma sayısı 1379 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı صحراء

  • *
  • İleti: 1587
  • Karma: +19/-0
Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…
« : 19 Haziran 2008, 14:16:55 »

NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler

Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…

Çocukluğumuz Almanya’da geçtiği için kiliselere de, kilise çanlarının seslerine de yabancı değildik. Evimizin üst bölgesinde bulunan kilisenin bahçe kısmında oyunlar oynardık kardeşlerimle ve arkadaşlarla. Özellikle hafta sonu olduğundan mutlaka düğün veya kilise ayinine gelen Almanlar çok olurdu.

Bazen kilisenin bahçesine çıkan papaz yanımıza gelir, hal hatır sorardı. Bizimle bir müddet konuştuktan sonra bizlere bazen şeker bazen de çikolata ikram edip kiliseye dönerdi.

Bize niçin iyi davrandığını, niçin çikolata verdiğini o zamanlar anlamıyordum. Şimdi “misyonerlerin” nasıl çalıştığını bildiğim için, şeker ve çikolataların sebebini daha iyi anlıyorum.

Papaz şeker dağıtırken imam niçin dayak attı?

Almanya’da yaşayan aileler çocuklarına din eğitimi vermek için Türkiye’de olduğu gibi yazları camiye gönderemezler. Çünkü yaz dönemini herkes için ailesi ve memleketiyle hasret giderme zamanıdır. Avrupa’da yaşayan aileler çocuklarının din eğitimi alması için onları okuldan kalan zamanlarında, bölge camisine veya derneklerine göndererek Kuran okumayı öğrenmelerini ve temel dini bilgiler almalarını sağlarlar.

Çocukluğumuzda okul dışında kalan zamanımızın önemli kısmını camide din eğitimi almakla geçirirdik. Kişisel olarak camide görev yapan, bizlere Kuran ve dini bilgileri öğreten hocalarımızdan pek dayak yememiş olsam bile, birçok arkadaşımın yediği dayağa şahit oldum.

“Secdeye kapandığın zaman ayak topuklarını niçin birleştirmedin. Kaç defa anlatacağım ben sana bunu?” diye dayak yiyen arkadaşımın hıçkırıkları hala aklımdadır. Çocuklar dayak yiyen bir arkadaşlarını gördükleri zaman dayak yemiş gibi etkilenirler.

* * * * * * *

Çocukluğu yurt dışında geçmiş bir arkadaşım dini yaşantıdan uzak oluşunun nedenini anlatırken, çocukluğuna ait bir hatırasını anlatmıştı.

“Biz memleketimizden uzaklardayız, çocuklarımız milli ve dini değerlerimizden uzak büyümesin!” diye, babam beni camiye gönderdi. Aradan birkaç gün geçmemişti ki cami hocasına bana tokat attı. O güne kadar hiç dayak yememiş olduğum için yanağımdan çok kalbim acıdı. Babama durumu anlatınca babam çok öfkelendi. Ertesi gün cami hocasının yanına geldi. “Ben evladıma kıyamıyorum. Sen kim oluyorsun da benim oğluma şamar atıyorsun?” diye hocaya kızdı. O günden sonra bir daha da camiye gitmedim.

 Elbette camilerde dayak yiyen camiden, Kuran Kursun da dayak yiyen Kuran’dan uzaklaşama hakkına sahip değildir. Ancak din eğitimi vermeye çalışırken çocukları dinden uzaklaştırma hatasından vazgeçmek zorundayız. 

* * * * * *

Önümüzdeki hafta tüm camilerde yaz kursları başlayacak. Okulların tatile girmesiyle çocuklar zamanlarının bir kısmını camilerde Kuran ve dini bilgiler öğrenmekle geçirecek. Cami de yaşadığı olumsuz hatıralar yüzünden camiden ve dinden uzaklaşan birçok insan hikayesini sizlerde dinlemişsinizdir.

Çocukları camilere sokmak değil, camileri çocukların kalbine sokabilmek önemlidir. Camileri çocukların kalbine yerleştirmek zorundayız. Çocuklara sadece Kuran-ı Kerim öğretmek değil, Kuran ve Peygamber sevgisi aşılamak önemlidir.

Türkiye’de çocuklara papazlar şeker dağıtmaz belki. Ancak papazlardan daha beter tuzakların ortasında yaşadıklarını anlamak zorundayız. Çocuklar camiye geldiklerinde şeker ve çikolatalarla karşılansalar, zihinlerinde tatlı hatıralarla yaz kurslarını geçirseler, yerli papazların tuzaklarına düşmezler.

Bunları söylerken tüm sorumluluğu ve yükü çocukları okutan görevlilere atmanın doğru olmadığını da belirtmek isterim. Bir din görevlisinin maddi gücü buna yetmeyebilir. Bölge halkı bu konuda din görevlilerine maddi ve manevi destekte bulunarak çok önemli bir destek sağlayabilirler.

 

Anne babasının zoruyla camiye gelen çocuklar camilerde sıkılır bir an önce dersten kaçmak ister. Elif-be ile başlayan Kuran okumayı öğrenme serüveni sonunda çocuklar camiden uzaklaşmamalı. Çocukların bedenleri camide, akılları internet cafe’de kalmamalı. Yarım kulakla hocayı dinleyen çocuk, dersten çıkar çıkmaz dört gözle bilgisayarın başına oturursa papazlar sevinir.   

Son yıllarda camilere gelen çocuklara verilen eğitim konusunda Diyanet İşleri Başkanlığının ciddi mesafeler aldığını biliyorum. Millet olarak tüm sorumluluğu diyanet işlerine veya din görevlisine yüklememiz gerekiyor.

Hıristiyanlarda din görevlisi Papazdır. Ancak bizde, her Müslüman dininin görevlisidir. 

Bir papazın dinine hizmet ettiği kadar, her Müslüman dinine hizmet etmiş olsa geleceğimiz daha aydınlık olur inşallah.

Camileri çocukların kalbine sokmak için hepimize görev düşüyor.


Sait ÇAMLICA


Gerçek manada hizmet eden imamları tenzih ederiz. ::gul::
Konuyu Paylaş:
  digg  facebook  twitter  google  google

nur_yolcusu

  • Ziyaretçi
Ynt: Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…
« Yanıtla #1 : 19 Haziran 2008, 14:44:58 »
::gul::   ::gul::
Emeğinize Sağlık.
Hakikaten Öyle Çocuklara Sevdirmek Lazım Yoksa Birden Uzaklaşıp Soğudularmı Camilerden Falan Bidaha Sevdirmek zor Oluyo. İnşallah Her Müslümanın Yapması Gereken Vazifeleri Hepimiz Hakkıyla Yaparız.
WeSSeLaM

Çevrimdışı كنج مسلمان

  • WebMaster
  • *
  • İleti: 6032
  • Karma: +139/-9
  • Site emanetçisi
    • www.nurunyolcusu.com
Ynt: Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…
« Yanıtla #2 : 20 Haziran 2008, 12:05:52 »
Allah razı olsun emeğinize sağlık

ben farklı düşünüyorum işin anne ve baba da bitdiğini düşünüyorum


Bir bebeğin, anne karnındaki teşekkülünün ilk döneminden başlanarak helal ve meşrû rızıkla beslenmesi fevkalâde önemlidir. Öyle ki, çocuğun gelişme sürecinde, Allah’a bağlama mecburiyetinde olduğumuz herhangi bir hadisedeki kopukluk, negatif bir vâkıa olarak -muvakkaten dahi olsa- çocuğa akseder. Anne-babanın damarlarındaki bir parça haram, çocuğun muvakkat veya müebbet kayma sebeplerinden biri olabilir.

Ebu Vefa Hazretleri bu mevzuyu anlatırken şahsî hayatından ve kendi çocuğunun bir huyundan misal verir: Hazret’in oğlu sürekli elinde bir çuvaldızla dolaşmakta ve devamlı surette tulumlarla su taşıyan insanların tulumlarını delmektedir. Ebu Vefa Hazretlerinin üzülmesine gönülleri razı olmayan ahâlî bu durumu uzun süre gizli tutar ve şikayetçi olmazlar. Fakat, zamanla iş çığırından çıkar ve çekilmez hale gelir; halk mecburen meseleyi Hak dostuna açar ve oğlundan şikayetçi olurlar. Hazret, oğlunun yaptıklarını öğrenince gerçekten çok üzülür ve bir o kadar da şaşırır. Durumu eşine anlatır; bunun sebebinin ikisinden biri olduğunu söyleyip hanımından çocuğa hamileyken yanlış bir harekette bulunup bulunmadığını sorar.

Anne düşünür taşınır ve eşine şunları söyler: “Çocuğun doğmasından birkaç ay evvel komşunun evine gitmiştim. Orada portakal ve nar gibi meyveler gördüm. Canım çok çekti ama istemeye de utandım. Komşum görmeden elimdeki örgü tığımı meyvelere saplayıp saplayıp ağzıma götürdüm ve böylece onları tadarak meyve arzumu giderdim.” Ebu Vefa hazretleri bunu duyunca “İşte tığını meyveye saplayıp birkaç damla da olsa izinsiz ve haram olan meyve suyunu tatman, evladımızda tulumları delme şeklinde tezahür etti. Şimdi huzur-u kibriyaya yönel, ağla ki Allah günahını affetsin.” der. Annenin, kabahatini anlayıp ağlayarak dua dua yalvardığı ve sonra da komşusundan helallik aldığı aynı anda, çocuğunun içini bir pişmanlık hissi doldurur ve “Bu yaptığım iş bana hiç yakışmıyor. Artık, böyle bir şey yapmayacağım” diyerek elindeki çuvaldızı atar.

Hâsılı, kendimiz ve çocuklarımız hakkında en çok korkmamız gereken hususlardan biri de haram yemek olmalıdır. Zira, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “Haram lokma ile beslenip büyüyen bir insana ateş daha layıktır.” buyurmuştur. Her haram, ya yiyip içenden ya da onun çoluk çocuğundan burada olmazsa ötede mutlaka çıkacaktır. Evet, helal, kalbin cilası olduğu gibi, haram da onun karasıdır. İbadetlerinin mûteber, dualarının makbul ve çocuklarının salih birer kul olmasını arzu edenler, helal dairesinden ayrılmamaya azamî îtîna göstermelidirler.

Çevrimdışı آحسن تقويم

  • *
  • İleti: 145
  • Karma: +4/-0
Ynt: Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…
« Yanıtla #3 : 12 Ocak 2009, 19:51:56 »
 :tsk:

Çevrimdışı عليه

  • *
  • İleti: 889
  • Karma: +16/-1
  • toprak post allah dost
Ynt: Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…
« Yanıtla #4 : 06 Temmuz 2009, 14:11:28 »
birde şu camilerde oynayan zıplayan çocuklara kızıp bağıran ihtiyar dedeler var...geçenlerde caminin birinde öğle namazı çıkışında ihtiyar bir dedenin namaz kılarken önünden geçen bir çocuğa bağıra bağıra -hakkımı helal etmiyorum önümden geçtin ...senin yüzünden feyz alamadım...mahşerde davacıyım  ...diye bağırdığına şahit oldum  hem üzüldüm hemde o adama çok öfkelendim >:(kardeşim biz çocukları camiye sokmaya çalışıyoruz sen kaçırmaya çalışıyorsun...heralde oda zamanında öyle tepki görmüş şimdi aynısını yapıyor.neyseki allah a binler şükür bu aralar camiler cıvıl cıvıl çiçek gibi çocuklardan geçilmiyor maşaallah...

Çevrimdışı صحراء

  • *
  • İleti: 1587
  • Karma: +19/-0
Ynt: Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…
« Yanıtla #5 : 08 Temmuz 2009, 14:06:08 »
 

Alıntı
bir dedenin namaz kılarken önünden geçen bir çocuğa bağıra bağıra -hakkımı helal etmiyorum önümden geçtin ...senin yüzünden feyz alamadım...mahşerde davacıyım  ...

Hakikaten şaşırdım  :o ne anlar o çocuk haktan hukuktan özellikle oyun dünyasının moduna girmişse düşüncesi oraya kilitlenmiştir.   :hıhı:
Yapıcı olmak sevdirmek varken neden iticilik neden yozlaştırılmaya çalışılır anlamıyorum. Sanki onlar hiç çocuk olmadılar doğduklarında hep aynı yaştaydılar. :-\ Geleceğin sermayeleri bozuk paralar gibi harcanıyor maalesef...Kazanmak çok zor kaybetmek saliselik oluyor bu kul hakkıdır bilenler için. :aglym:



Çevrimdışı مجاهد

  • *
  • İleti: 704
  • Karma: +14/-0
Ynt: Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…
« Yanıtla #6 : 19 Temmuz 2009, 17:55:40 »
 ::razi::

NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler

Seo4Smf Tagleri:

GoogleTagged - Etiketler