Onlar ki kendilerine imkan (iktidar) verdiğimiz takdirde (gaflete dalmazlar ve) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten men ederler. (bütün) işlerin sonu ise Allah’a aittir.
(Hac 41)
Müminun (o müminler) muhakkak kurtuluşa ermiştir.
O kimseler (müminlerdir) ki, onlar namazlarında huşu’ (korku ve eziklik)içinde olanlardır.
Ve o kimseler ki, onlar boş şeylerden (boş söz ve işlerden) yüz çeviricilerdir.
Ve o kimseler ki, onlar zekât (vermek) için çalışanlardır.
Ve o kimseler ki, onlar ırzlarını koruyucudurlar.
Ancak kendi eşleri ve sahib oldukları cariyelerine karşı (olan münasebetleri) müstesna. Çünkü şübhesiz onlar (bundan dolayı) kınanmış kimseler değildir.
Artık kim bundan ötesini ararsa işte onlar gerçekten haddi aşanlardır.
Yine o kimseler ki, onlar emanetlerine ve sözlerine riayet edenlerdir.
Ve o kimseler ki, onlar namazlarını (erkânına riayet ve devam ederek) korurlar.
İşte onar gerçekten (yüksek makamlara) varis olanlardır.
Onlar ki, Firdevs (cennetin)e varis olurlar.onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.
(Müminun 1-11)
Şübhesiz ( birde hayırda gayret gösteren) o kimseler (de var) ki, onlar Rablerinin azabından korkarak titreyenlerdir. Hem o kimseler ki, onlar Rablerinin ayetlerine iman ederler.
Yine o kimseler ki, onlar Rablerine ortak koşmazlar.
Ve o kimseler ki, şübhesiz onlar Rablerine dönecek kimseler oldukları(nı bildikleri) için verdikleri şeyleri kalpleri ürpererek verirler.
İşte bunlar hayırlı işlerde koşuşurlar. Ve onlar bunlarda (o hizmetlerde) sabikun (önde gidenler)dir.
(Müminun 57-61)
Mümin kadınlara da söyle; gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar, (el, yüz gibi) görünen kısımlar müstesna, ziynetlerini göstermesinler ve baş örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar.(…)
(Nur 31)
Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve rasulüne çağrıldıkları zaman müminlerin sözü ancak:”işittik ve itaat ettik!” demeleridir. İşte bunlar gerçekten kurtuluşa erenlerdir.
(Nur 51)
Rahmanın kulları ise, öyle kimselerdir ki, yeryüzünde tevazu’ ve (vakar) içinde yürürler; cahiller onlara bir laf attıkları zaman, “selam (Allah selamet versin!)” derler (geçerler).
Onlar ki Rablerine secde eden kimseler olarak ve kıyama durarak gecelerler.
Ve onlar ki, “Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır! Çünkü onun azabı devamlıdır.” Derler.
Gerçekten orası ne kötü bir karargâh ve (ne kötü) bir ikametgâhtır.
Hem onlar ki, harcadıkları zaman ne israf ederler, ne de cimrilik ederler; (harcamaları) bu (ikisi)nin arasında orta bir yol da olur.
Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilah’a yalvarmazlar; hak bir sebeb olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canı öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, bir günah ile (o günahın cezası ile) karşılaşır.
(Furkan 63-68)
Onlar (o müminlerdir) ki, yalan yere şahidlik etmezler; boş şeyler (boş söz ve hareketler) ile karşılaştıkları zaman, (yüz çevirerek) vakarla geçip giderler.
Hem onlar ki, Rablerinin ayetleri (kendilerine) hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör kimseler olarak (münkirler gibi, anlamadan) yüzleri üzerine kapanmazlar.(bilakis o hakikati hakkıyla idrak ederek secdeye kapanırlar.)
Yine onlar ki, “Rabbimiz! Bize zevcelerimizden ve neslimizden göz aydınlığı olacak (Salih) kimseler ihsan eyle ve bizi takva sahiblerine imam (her hususda kendisine tabi’ olunan rehber) kıl!” derler.
İşte onlar sabretmelerine karşılık (cennetteki) yüksek makamlarla mükâfatlandırılacak ve orada bir sağlık temennisi ve bir selamla karşılanacaklardır.
(Furkan 72-75)