Gönderen Konu: Kuran hakkında ne demişler ???  (Okunma sayısı 282 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı بدرقه

  • *
  • İleti: 2624
  • Karma: +15/-6
  • ALLAH BES---GAYRISI HEVES
Kuran hakkında ne demişler ???
« : 14 Ocak 2010, 19:17:09 »

NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler

Corselle (Düşünür – Kur’ân tercümesi yapmıştır)
Kur'ân Arapça'nın en mükemmel ve pek sağlam bir eseridir. Bir insan kalemi, bu mucizevî eseri vücuda getiremez. Kur'ân, zatıyla daimî bir mucizedir; hem öyle bir mucize ki, ölüleri diriltmekten daha yüksektir.
Bu mukaddes kitabın ta kendisi, kaynağının semavî olduğunu ispata kâfidir. Arabistan'ın çıplak ve kısır çöllerini aydınlatan, şair ve hatiplere meydan okuyan Kur'ân, bir âyetine bir benzer istemiş; hiçbir kimse bu meydan okumaya karşı gelememişti.

Marmaduke Pickthall (İngiliz yazar)
Kurân'ın telkin ve Hz. Muhammed'in (asm) tebliğ ettiği esaslardan mükemmel bir “ahlâk hukuku” kitabı vücut bulur. Kur’ân esaslarının muhtelif memleketlerde insanlığa ettiği iyiliği ve Allah'a (cc) yakınlaşmak isteyen insanları Allah’a (cc) bağladığını inkâr etmek mümkün değildir.
Yaratıcının hukukuyla yaratılanın hukukunu en mükemmel surette ancak Kur’ân tarif etmiştir. Bunu yalnız Müslümanlar değil, Hıristiyanlar da, Museviler de itiraf ediyorlar.

Goethe (Alman edebiyatçısı)
Elimize her aldığımızda… Kısa bir süre içinde bizi cezbeden, hayretler içinde bırakan ve en sonunda önünde eğilecek kadar hayran bırakan bir eserdir… Kurân'ın üslubu, içeriğine ve amacına uygun olarak çok kuvvetli, yüce ve muhteşemdir… Bu kitap tüm çağlar boyunca en etkili kitap olarak kalacaktır.

Doktor Maurice (Arap edebiyatında ileriye gitmiş ve Kurân’ı tercüme eden meşhur yazar)
Kur'ân nedir? Her tenkidin fevkinde bir fesahat ve belâgat mucizesidir. Kurân'ın, 350 milyon Müslüman’ın göğsünü haklı bir gururla kabartan meziyeti, onun, her manayı güzel ifade etmesi itibarıyla, nazil olan kitapların en mükemmeli ve ezelisi olmasıdır. Hayır, daha ileri gidebiliriz;
Kur'ân, ezeli kudretin, lütuf ile insana bahşettiği semavi kitapların en güzelidir. Beşeriyetin refahı noktasından bakıldığında Kurân'ın beyanatı, Yunan felsefesinin ifadelerinden pek ziyade ulvîdir.
Kur'ân, arz ve semanın yaratıcısına hamd ve şükranla doludur. Kurân'ın her kelimesinde ki mükemmellik, her şeyi yaratan ve her şeyi sahip olduğu kabiliyete göre sevk edip yol gösteren kudret sahibi Allah’ın azametinde gizlidir.
Edebiyatla alâkadar olanlar için, Kur'ân, bir edebiyat kitabıdır. Dil mütehassısları için Kur'ân, bir kelimeler hazinesidir. Şairler için Kur'ân, bir ahenk kaynağıdır. Bundan başka bu kitap, hüküm ve fıkıh namına her ilmi içine alır.
Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri sahte inanç ve çıkmazlardan, ancak Arabistan'ın Hira Dağında yükselen ses kurtarabilmiştir. İlâhî kelimeyi en ulvî makama yükselten ses, bu ses idi. Fakat Rumlar bu sesi dinleyememişlerdi. Bu ses, insanlara en temiz ve en doğru dini öğretiyordu.

Mr. John Davenport (Yazar -düşünür)

Kurân'ın sayısız hususiyetleri içinde bilhassa ikisi fevkalâde mühimdir.
Kudret ve azamet sahibi Allah’ı ifade eden ayetlerin ahengindeki ulviyettir. Kur'ân-ı Kerim, beşerî zaaflardan herhangi birisini Allah’a isnattan uzaktır.
Kur'ân, başından sonuna kadar, gayr-ı beliğ, gayr-ı ahlâkî yahut terbiyeye muhalif fikirlerden, cümlelerden ve hikâyelerden tamamen münezzehtir.
Hâlbuki bütün bu kusurlar, Hıristiyanların ellerindeki tahrif edilmiş Kitab-ı Mukaddes'te çokça vardır.

Müsteşrik Sedio (Batılı felsefeci)

Kur'ân, insanlara Allah’ın (cc) hukukunu tanıtmış, mahlûkatın yaratıcısından ne bekleyeceğini ve yaratıcısıyla münasebetini en açık şekilde öğretmiştir. Kur'an, ahlâk ve felsefenin bütün esaslarını içine alır.
Fazilet ve rezilet, hayır ve şer, eşyanın hakiki mahiyeti, kısaca her mevzu Kuran'da ifade olunmuştur. Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve eşitliği öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletli olmayı ders veren esaslar, bunların hepsi Kuran'da vardır. Kur'an, insanı iktisat ve orta yola sevk eder, sapkınlıktan korur, ahlâkî zaafların karanlığından çıkarır, yüksek ahlâkın nuruna ulaştırır, insanın kusurlarını, hatalarını yüceliğe ve olgunluğa çevirir.

Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)

Kurân'ı bir kere dikkatle okursanız, onun kendine has özelliklerinin ortaya çıktığını görürsünüz. Kurân'ın güzelliği, diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden ayrıdır. Kurân'ın başlıca hususiyetlerinden biri, onun tahrif olmamasıdır.
Benim fikir ve kanaatime göre, Kur'ân, baştanbaşa samimiyet ve hakkaniyetle doludur. Hz. Muhammed'in cihana tebliğ ettiği davet, hak ve hakikattir.

Prof. Gerald C. Goeringer ( Georgetown Üniversitesi tıbbi embriyoloji doçenti)
Bazı Kur’ân ayetleri hücre karışımından organların yaratılışına kadar insan gelişiminin son derece kapsamlı tanımını yapar. Aşamaları, terminolojisi ve açıklaması ile insan gelişiminin böylesine açık ve eksiksiz kaydı daha önce var olmamıştı. Hepsinde olmasa bile çoğu durumda bu açıklama, geleneksel bilim literatüründe kayıtlı olan insan embriyosu ve insan cenini gelişiminin pek çok aşamasını yüzyıllar öncesinden bildirmektedir.

Prens Bismarck “Muhtelif devirlerde insanları idare etmek için Allah (cc) tarafından gönderildiği söylenen bütün indirilmiş ve semavi kitapları tam ve etraflı surette tetkik ettimse de hiçbirinde bir hikmet ve isabet göremedim. Bu kanunlar değil bir cemiyeti, bir hane halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten pek uzaktır.
Lâkin Müslümanlar'ın Kurân’ı bu kayıttan azadedir. Ben Kurân’ı her cihetten tetkik ettim. Her kelimesinde büyük hikmetler gördüm. Müslümanlar'ın düşmanları, bu kitabın Muhammed’in sözü olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel ve hatta mütekâmil bir dimağdan böyle harikanın doğacağını iddia etmek, hakikatlere göz yumup kin ve garaza âlet olmak manasını ifade eder ki, bu da ilim ve hikmetle bağdaşmaz.”
“Ben şunu iddia ediyorum ki, Muhammed mümtaz bir kuvvettir. Kudret elinin böyle ikinci bir vücudu, imkân sahasına getirmesi ihtimalden uzaktır.”
“Ben sana çağdaş olamadığımdan müteessirim, ya Muhammed! Öğreticisi ve naşiri olduğun bu Kitap, senin değildir. O, İlâhîdir. O’nun ilâhî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin batıl olduklarını iddia etmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra görmeyecektir. Ben sevgi dolu huzurunda derin bir hürmetle eğilirim.”

Johon Jacobreisi (Alman filozof)
“Biraz Arapça öğrenen bazı kimseler, Kur’ân ile istihzaya kalkışıyor. Fakat bunlar Kurân’ın tesirli, fasih ve inananları elektrikleyen okunuşunu dinlemiş olsalar, Hz. Muhammed’in ashâbına Kur’ân anlatırken kullandığı, akıllara hayret verici lisanı duysalar, Allah’ın (cc) huzurunda secdeye kapanırlar ve hepsi de “Ya Resulallah! Bizim elimizden tut ve bizi senin ümmetin dâhil olmak şerefinden mahrum etme, derlerdi.”

H.Leider (İngiliz Bilgini) “İslam çocukları tahsillerine Kur’ân ile başlıyorlardı. Çünkü Kur’ân bütün din ve dünya faziletlerinin kaynağıdır. Fakat bu mekteplerin yanlarında yine Kur'ân’ın ilhamıyla felsefe ve hikmet dersleri okunan medreseler vardı, sonradan bu medreseler üniversite olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Afrika’nın o zamanlar dünyanın en karanlık noktası denen köşeleri, maddî terakkîler itibariyle, çağdaşı olan Avrupa ülkelerinden çok yüksek bulunuyordu.”

Edmond (İngiliz siyaset adamı)
“Kurân’ı tetkik ettikçe, O’nun kemal ve yüceliğini tanırız. Önce insanı cezbeden Kur’ân, sonra onu hayrete sürükler, sonra da onda bir tutkunluk uyandırır, insanı kendisine hürmete mecbur eder ve bu suretle herkesi derinden etkiler.”

Dr. Maurice Bucaille (Paris Üniversitesi, Cerrahi Klinik Başkanı)
Modern bilginin ışığında Kur’ân tamamen objektif olarak incelendiğinde, pek çok kereler belirtildiği gibi ikisi arasındaki uzlaşma fark edilir. Hz. Muhammed’in zamanındaki bir kişinin o günün bilgisiyle böyle ifadelerin sahibi bir yazar olması düşünülemez. Bu tür düşünceler Kurân'ın eşsizliğini gösteriyor ve tarafsız bilim adamını, materyalist sebeplere dayanan bir açıklama getirmedeki yetersizliğini kabul etmeye zorluyor.

Prof. Joe Leigh Simpson( Jinekoloji, moleküler ve insan genetiği profesörü)
“Bence genetik ve din arasında hiçbir çatışma yok, bilakis din, bazı geleneksel bilimsel yaklaşımlara vahiy ekleyerek bilimi yönlendirebilir ki bunlar da Kurân'da var olan sözlerdir, asırlar sonra geçerli olduğu gösterilmiştir ve Kurân'daki bu bilgi desteği Allah'tandır.”

Carlyle (Amerikalı filozof)
"Kur'ân hakikatleri ortaya çıktığı zamandan beri, ateş gibi bütün dinleri yuttu. Zaten bu onun hakkı idi. Çünkü Nasârâ ve Yahudilerin hurafelerinden bir şey çıkmadı."

Dr. City Youngest (Arap-İngiliz dili ve edebiyatı uzmanı )
Kur'ân, insanların istifade ettiği eserlerin en büyüklerinden biridir. Kurân'da büyük bir insanın ahlâkı, en açık şekilde görülmektedir.
Carlyle "Kurân'ın ulviyeti, onun cihan-şümul hakikatindedir" dediği zaman, şüphesiz, doğru söylemişti.
Kur'ân, akaid ve ahlâkın, insanlara hidayet ve hayatta muvaffakiyet temin eden esasların mükemmel kaynağıdır. Bütün bu esasların en önemlisi, âlemin bütün kaderini elinde tutan kudret ve azamet sahibi Allah’a (cc) imandır.



sorusorcevepbul.com :gul3: :gul3: :gul3:
Konuyu Paylaş:
  digg  facebook  twitter  google  google

Çevrimdışı بدرقه

  • *
  • İleti: 2624
  • Karma: +15/-6
  • ALLAH BES---GAYRISI HEVES
islamiyet hakkında ne demişler ???
« Yanıtla #1 : 14 Ocak 2010, 19:23:12 »
+++İlk olarak nakil edeceğimiz isim Muhammed Emîn Hobohn (Alman)'dır. Muhammed Emîn Hobohn, hem bir diplomat, hem de bir misyonerdir. İctimâ’î [sosyal] mes’eleler ile meşgûl olmuş bir ilm ve din adamıdır Arupalılar niçin dinlerini terk ederek müslimân oluyorlar? Bunun birçok sebebleri vardır. Bunların başında (Hak)gelmekdedir. İslâm dîninin esâs kâ’ideleri o kadar mantıkî, o kadar doğru ve dürüstdür ki, dinde hakkı, hakîkati arayan aklı başında, okumuş bir insanın bunları kabûl etmemesi imkânsızdır.

Meselâ, islâm dîni, bir tek ma’bûd bulunduğunu bildirir. İnsanların akl-ı selîmine (sağduyusuna) hitâb ederek, onları birçok hurâfelere inandırmağa tenezzül etmez. İslâm dîni, dünyâdaki bütün insanların, hangi ırkdan gelirse gelsin, hepsinin Allahü teâlânın kulu olarak birbirlerine müsâvî, birbirinin benzeri olduğunu bildirir.

Biz almanlar, esâsen Allahü teâlânın bize kuvvet ve kudret veren, rûhumuzu kemâle erdiren büyük bir hâlık [yaratıcı] olduğuna inanırız. Allah mefhûmu bizim içimize emniyyet ve huzûr getirir. Fekat hıristiyan dîni, bu huzûru verememekdedir. Yalnız İslâm dîni Allahü teâlânın büyüklüğünü bize öğretmekde, aynı zemânda öldükden sonra insan rûhunun nereye gideceği hakkında bize rehber olmakdadır. İslâm dîni, yalnız dünyâda değil, âhiretde de bize yol göstermekdedir. Âhiretde râhat etmek için dünyâda ne yapmak lâzım olduğunu, çok açık ve mantıkî bir tarzda öğretmekdedir.

Allahü teâlânın, âhiretde, insanlardan dünyâda yapdıkları işler hakkında adilane hesâb soracağını bilmek, onları dünyâda doğru ve dürüst hareket etmeğe sevk eder. Bunun için hakîkî müslimânlar, dünyâda iyice düşünmeden ve yapacakları işin hakîkaten hayrlı olduğuna inanmadan hiç bir iş yapmazlar. Böylece, bu büyük din, hiç bir dünyevî polis teşkîlâtının yapamıyacağı bir şeklde, insanları teftîş [kontrol] etmekde ve onların dâimâ doğru yolda kalmalarını te’mîn etmekdedir.

İslâm dîninin Avrupalılar tarafından seçilmesinin başka bir sebebi de, ibâdet şeklidir. Nemâz, insanlara dâimâ zemânında iş yapmağı, oruc ise, irâdesini kuvvetlendirmeği öğretir. Hayâtda başarı için, (Zemânında iş yapmak ve irâdesine hâkim olmak) kadar ehemmiyyetli başka ne vardır? Büyük adamlar ancak bu iki amil sâyesinde muvaffak olmuşlardır.

Şimdi, islâm dîninin en güzel bir noktasına geliyorum: İslâmiyyet insanlara ahlâkî ve insânî husûsları gâyet mantıkî bir tarzda öğretirken, onları hiç bir zemân yapamıyacakları işlere zorlamamışdır. Aksine, onlara iyi ve râhat yaşamak için birçok imkânlar tanımışdır. Allahü teâlâ, insanların râhat ve mes’ûd yaşamasını istemekdedir. Bunun için, insanların günâh işlememesini emr eder. Müslimânlar, kendilerinin dâimâ Allahü teâlânın huzûrunda olduklarına inanır. Günâh işlememeğe çalışırlar. Gerek diğer dinlerde ve gerek Avrupada kurulan nizâmlarda, bu kadar güzel, bu kadar fâideli bir kâ’ide yokdur.

Ben, dünyâda birçok yerlerde ve muhîtlerde, diplomat ve misyoner olarak bulundum. Diğer dinleri, ictimâ’î nizâmları dikkat ile inceledim. İslâmiyyet kadar doğru, islâmiyyet kadar mükemmel, ne bir din, ne de ictimâ’î bir nizâm gördüm. Komünizm, insanlara ilk bakışda doğru bir düşünüş gibi görünmekdedir. Bunun gibi, dünyâ işlerinde en büyük idâre şekli olduğu zan edilen garbdaki demokrasi ve nazilikde de, ba’zı doğru noktalar vardır. Fekat bunların hiç biri tam değildir.Hepsinde birçok noksanlar vardır. Tam ve kusûrsuz olan ancak İslâm dînidir. İnsanları yükseltecek olan âmil, Avrupalıların buluşu olan ictimâ’î düşünceler değil, ancak ve ancak İslâm dînidir.

Bunun için, her akl-ı selîm (sağduyu) sâhibi, kâmil bir insan hiç tereddüdsüz islâmiyyeti kabûl eder. Ben de böyle yapdım. Müslimânlık nazariyyât dîni değil, ameli [pratik] bir dindir. İslâmiyyet, insanın rahîm ve gafûr (merhametli ve afv edici) olan ve doğru yolu gösteren Allahü teâlâya, kendini teslîm etmesi demekdir. Bundan dahâ güzel ne olabilir?



Dr. Marcus(Alman) tanınmış bir fikr adamı ve yazar olup, Berlinde Moslemische Revue adlı mecmû’ayı kurmuşdur.

Dahâ çocukken müslimânlığı merak etmiş ve islâmiyyet hakkında ma’lûmât [bilgi] toplamağa başlamışdım. Doğduğum şehrin kütübhânesinde 1164 [m. 1750] senesinde basılmış eski bir Kur’ân-ı kerîm tercemesi buldum.

Rivâyete göre, Goethe de, islâm dînini incelerken aynı Kur’ân-ı kerîm tercemesini okumuş ve ondan sonra, bu kitâba karşı olan hayrânlığını izhâr etmişdi. Kur’ân-ı kerîmi okudukca, onun gâyet mantıkî olan ve aynı zemânda insanın rûhuna kadar işliyen câzibeli ifâdesi bana çok te’sîr etdi. İslâmiyyetin koyduğu esâsların ne kadar doğru, ne kadar fâideli olduğunu, islâmiyyet ile şereflenen milletlerin, az zemân içerisinde, tam bir medeniyyete kavuşmasını, açıkca isbât ediyordu.

Kendi memleketimden ayrılıp, Berline geldiğim zemân, orada müslimânlarla dost oldum ve onlarla birlikde İslâm merkezi [misyonu] a’zâlarının vermekde oldukları, çok ilgi çekici ve öğretici konferansları, büyük bir dikkat ile ta’kîb etdim. İslâm merkezinin a’zâları ile dahâ fazla temâs etmeğe ve islâm dînini dahâ yakından incelemeğe başladım. Bir müddet sonra, bu dînin benim aradığım ve düşündüğüm hak din olduğuna temâmiyle inanarak müslimânlığı kabûl etdim.

İslâm dîninde, Allah birdir ve tek hâlıka [yaratıcıya] inanmak, islâmın en kudsî akîdesidir. İslâm dîninde akla sığmaz, inanılması mümkin olmıyan hiç bir akîde yokdur. Allahü teâlâdan başka, hiç bir yaratıcı yokdur. İslâmiyyetde, modern ilmlere uymıyan, onlara zıd hiçbir nokta bulamazsınız. Emr ve telkîn etdiği bütün husûslar, temâmiyle mantıkî ve fâidelidir. İslâmiyyetde, diğer dinlerde olduğu gibi, îmân ile mantık arasında hiç bir ayrılık yokdur.Bunun için, benim gibi, tabî’î ilmlerle hayât boyu uğraşmış bir kimsenin, bu uğraşmalardan elde etdiği ilmî sonuçlara tam uyan islâm dînini, bunlara hiç uymıyan diğer dinlere tercîh etmesinden dahâ tabî’î ne olabilir?

İkinci bir sebeb olarak, şunu da ilâve edeyim ki, diğer dinler, yalnız ma’neviyyâta hitâb eden birtakım garîb, abes fikrlerle doludur. Bunların hakîkî hayât ile hiç bir ilgisi yokdur. Hâlbuki islâm dîni, insanın hayâtda ne yapması îcâb etdiğini de öğreten, ameli bir dindir. İslâm dîninin emrleri, insana yalnız âhiretde değil, aynı zemânda dünyâda da doğru yolu gösterir, fekat hiç bir zemân onun hürriyyetini sınırlamaz.

Senelerdenberi müslimân olarak dînimi incelemeğe devâm ediyorum.Her def’asında onun en mükemmel olduğunu görerek, rûh râhatlığına kavuşuyorum. İslâmiyyet, şahsiyyet ile cem’iyyet hayâtı arasında, ne güzel bir yoldur! İslâmiyyet, bu iki ayrı hayâtı tanzîm etmekdedir. İslâmiyyet, temâmiyle adil ve ancak insanların iyiliğini isteyen bir dindir. Dünyâda, ne gibi ictimâ’î bir cereyan olursa olsun, bunun bütün iyi tarafları islâm dîninde vardır.


Niçin müslimân oldum?
Oğlumun, bana sorduğu birçok suâllere cevâb veremiyordum. O bana: (Anne, Allah niçin üç dâne?) diye soruyor, kendim de üç tanrıya inanmadığım için, ona inandırıcı bir cevâb veremiyordum. Nihâyet 1346 [m. 1928] senesinde yaşı artık oldukça ilerlemiş olan oğlum, birgün gözleri yaşlı olarak bana geldi, (Anne, ben müslimânlığı tedkîk etdim. Onlar bir tek ma’bûda [yaratıcıya] inanıyorlar. Onların dîni, en doğru din. Ben de müslimân olmağa karâr verdim. Sen de bana katıl!)diye yalvarmağa başladı. Onun ricâsı üzerine, ben de islâm dînini incelemeğe başladım. Berlin câmi’ine gitdim. Câmi’in imâmı beni çok iyi kabûl etdi ve bana müslimânlığın esâslarını anlatdı. O anlatdıkca, sözlerinin ne kadar doğru, ne kadar mantıkî olduğunu görüyordum. Artık ben de, oğlum gibi islâm dîninin en doğru bir din olduğuna inanmağa başlamışdım. Herşeyden evvel, dahâ genç yaşda iken bile, bir dürlü anlayamadığım, aklımın bir dürlü kabûl etmediği üçlü tanrıyı müslimânlık red ediyordu. Müslimânlığı iyice inceledikden sonra, günâh çıkarmanın, Papayı günâh işlemez ma’sûm bir varlık olarak tanımanın, vaftiz ya’nî günâh izâlesinin ve buna benzer birçok merâsimin ne kadar ma’nâsız olduğunu anladım ve bütün bunları red ederek seve seve müslimân oldum.

Bütün ecdâdım koyu hıristiyandı. Ben bir katolik manastırında büyütüldüm. Temâmen hıristiyan terbiyesi aldım. Fekat, aldığım bu dînî terbiye, beni Allahü teâlâya götürecek hak dîni seçmeme yardım etdi. Çünki, terbiyem esnâsında bana öğretilen bütün iyi şeyleri, hıristiyanlıkda değil, müslimânlıkda buldum. Müslimânlığı kabûl etmekliğim benim için büyük bir tâli’ eseridir.

Bugün ben bir büyük anneyim. Torunum müslimân olarak doğduğundan dolayı bahtiyârım. Biliyorum ki, Allahü teâlâ, doğru yola koyduklarına dâimâ rehberlik eder.



forumankebut.comdan :gul3: :gul3: :gul3:

Çevrimdışı طلبه لگه - طالب

  • *
  • İleti: 359
  • Karma: +4/-0
  • يَا مُكَوِّنُ يَاشَافىِ يَاطََبِيبُ يَام
Ynt: Kuran hakkında ne demişler ???
« Yanıtla #2 : 14 Ocak 2010, 20:01:57 »
 :elHamdüillah: ::t:: MÜSLÜMANIM

 :bsm:
1. Andolsun kuşluk vaktine  وَالضُّحَىٰ
2. Ve sükuna erdiğinde geceye ki,  وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ
3. Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı. * مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ
4. Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır. وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولَىٰ
5. Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın. وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰ

NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler

Seo4Smf Tagleri:

GoogleTagged - Etiketler