Hoşgeldiniz
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Haberler:
Ana Sayfa
Yardım
Ara
Quran Flash
Google Tagged
Giriş Yap
Kayıt Ol
NurunYolcusu.com Forum “Risale-i Nur’dan yazdığınız ve yazmakta olduğunuz harflerin sayısınca, Allah’ın selamı ve rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!”
»
İslamî Multimedya - اسلامي مولتي مديه
»
Dergilerden Makale ve Yazılar - درگيلردن مقاله و يازيلر
»
İrfan Mektebi Dergisi
»
İslam Birliği ve Bediüzzaman Said Nursi
« önceki
sonraki »
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
Gönderen
Konu: İslam Birliği ve Bediüzzaman Said Nursi (Okunma sayısı 346 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ملا خسرو
WebMaster
İleti: 2052
Karma: +60/-4
İnadına Saracağız !!!
İslam Birliği ve Bediüzzaman Said Nursi
«
:
21 Eylül 2009, 03:51:37 »
NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’ân’a) sımsıkı sarılın ve parçalanmayın.”
Âl-i İmrân, 103
Avrupa tarihi, din savaşları, mezhep savaşları, milletlerarası savaşlarla dolu kanlı bir tarihtir.
Yahudiler bütün Avrupa’da, yüzyıllar boyunca katliamlara maruz kaldılar.
Aynı zamanda bu katliamlar, reform hareketlerinin ilk dönemlerinde, Katolik ve Protestanlar arasında da cari idi. Yalnızca Sen Bartelmy katliamında, bir gecede 40 bin Protestan, Katolikler tarafından vahşice öldürüldü.
Avrupa’da milletlerarası savaş eksik olmuyordu. 14. ve 15. yüzyıllarda Fransa ve İngiltere arasındaki savaş ‘100 Yıl Savaşları’ olarak bilinir. Avrupa’da 1618 – 1648’li yıllarda yapılan savaşlar da, tarihe ‘30 Yıl Savaşları’ olarak geçmiştir. Yine 20. yüzyılda meydana gelen iki dünya savaşı Avrupa devletleri arasında oldu.
Fakat günümüzde bu savaş ve anlaşmazlıkların hepsi unutulmuş görünüyor.
Yahudiler yüzyıllarca, dünyanın her tarafında dağınık ve sefil bir şekilde yaşarken, Siyonizm düşüncesiyle bir araya geldiler ve dünya üzerinde büyük bir güç oluşturdular.
Dünyadaki nüfusları 20 milyon olduğu halde, siyasi ve ekonomik alanda 7 milyar dünya nüfusuna tesir edecek bir konuma geldiler.
Hıristiyan mezhepleri arasında bugün bir sıkıntı olmamakla beraber, onların Yahudilerle bile anlaştıklarını, birleştiklerini görüyoruz.
Kendi aralarında yüzyıllarca savaşan Avrupa devletleri, şimdi “Avrupa Birliği”ni oluşturdular ve dünya üzerinde büyük bir güç odağı haline geldiler.
***
Günümüzde, Müslümanları birleştirecek pek çok ortak bağ olduğu halde, hâlâ bir İslâm birliği oluşturulamamıştır.
Bugün dünya nüfusunun 1/5’ini Müslümanlar oluşturmakta (Bir buçuk milyar). Fakat siyasi, ekonomik ve kültürel alanda, dünya çapında tesirleri pek az!
Müslümanların, dünya üzerinde büyük bir nüfusa ve ekonomik potansiyele sahip olmakla beraber, tesirsiz olmalarının temelinde, birlik ve beraberlik ruhuna sahip olamayışları vardır. Eğer siyasi, ekonomik ve kültürel birliktelik sağlanabilse, dünya dengelerini değiştirecek yeni bir güç ortaya çıkacak.
Teorik olarak bütün Müslüman fert ve devletler, Müslümanlar arası ittifakın, dünya üzerinde maruz kalınan siyasi, ekonomik, kültürel bütün felaketlerden kurtulmaya vesile olacağını, aynı zamanda bunun Allah’ın emri olduğunu çok iyi bilir ve bunu temenni ederler. Fakat iş pratiğe gelince bazı şartlanmışlıklardan ve nefsânî, şahsî garazlardan kurtulup da bunu gerçekleştiremezler.
Sormak gerek: Hegemonik güçlerin İslâm’a açıkça savaş açtıkları, gözümüzün önünde İslâm ülkelerinin işgal edilip, masum insanların katledildiği şu zamanda, Müslümanlar ittifak etmeyecekse, ne zaman ittifak edecekler?
Şimdi değilse ne zaman?
İTTİHAD-I İSLÂM VE ÜSTAD BEDÎÜZZAMAN
a. Bedîüzzaman Hazretleri’nin tarif ettiği ittihad:
Üstad Bedîüzzaman Müslümanlar arası ittifaka büyük önem vermiş, hayatında yaptığı faaliyetlerle ve eserleriyle daima bu ittifakı gerçekleştirmeye çalışmıştır. Hayal ettiği İslâm birliğini şöyle tasvir eder:
Tarif ettiğim ve dâhil olduğum ittihad-ı Muhammedî’nin (asm) tarifi budur ki:
İttihad-ı Muhammedî; Şarktan garba, cenuptan şimale uzanan bir silsile-i nuranî ile merbut bir dairedir.
Dâhil olanlar da; bu zamanda üç yüz milyondan ziyadedir. (Bu sözlerin 1910 yılında söylendiği unutulmamalıdır)
Bu ittihadın cihetülvahdeti ve irtibatı; tevhid-i İlâhî’dir.
Peyman ve yemini; imandır.
Müntesipleri; kaalû belâdan dâhil olan umum mü’minlerdir. (Cemaatimize, her bir mü’min mânen müntesiptir. Sûreten intisap ise, sünnet-i Nebeviye’yi kendi âleminde ihyâya azm-i kat’î iledir.)
Defter-i esmâları da; Levh-i Mahfuz’dur.
Bu ittihadın nâşir-i efkârı; umum kütüb-ü İslâmiye’dir.
Günlük gazeteleri de; i’lâ-i kelimetullahı hedef-i maksat eden umum dinî gazetelerdir.
Kulüp ve encümenleri; câmi ve mescidler ve dinî medreseler ve zikirhanelerdir.
Merkezi de; Haremeyn-i Şerifeyn’dir.
Böyle cemiyetin reisi; Fahr-i Âlem (asm)’dır.
Ve mesleği; herkes kendi nefsiyle mücahede, yani ahlâk-ı Ahmediye (asm) ile tahallûk ve sünnet-i Nebeviye’yi ihyâ ve başkalara da muhabbet ve -eğer zarar etmezse- nasihat etmektir.
Bu ittihadın nizamnâmesi; sünnet-i Nebeviye ve kanunnamesi evamir ve nevâhî-i şer’iyedir.
Ve kılıçları da; berâhin-i katıadır. Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharrî-i hakîkat, muhabbet iledir. Husûmet ise, vahşet ve taassuba karşı idi.
Hedef ve maksatları da; ilâ-yı kelimetullahtır. Şeriat da, yüzde doksan dokuz ahlâk, ibadet, âhiret ve fazilete aittir. Yüzde bir nispetinde siyasete mütealliktir; onu da ulü’l-emirlerimiz düşünsünler.
Şimdi maksadımız, o silsile-i nurânîyi ihtizaza getirmekle, herkesi bir şevk ve hâhiş-i vicdaniye ile tarik-i terakkîde kâbe-i kemalâta sevk etmektir. Zira ilâ-yı kelimetullahın bu zamanda bir büyük sebebi, maddeten terakki etmektir.
İşte ben bu ittihadın efradındanım. Ve bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa, sebeb-i iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim.
Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o vilâyat-ı şarkiyeyi ikaz etti. Onlar da ona biat ettiler. Şimdiki şarklılar, o zamanki şarklılardır. (..)
İhtilâf u tefrika endişesi, / Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.
İttihadken savlet-i a’dâyı def’e çaremiz, / ittihad etmezse millet, dağ-dar eyler beni.
Yavuz Sultan Selim
b. Eski Said dönemi
Üstad Bediüzzaman, Eski Said döneminde olsun, Yeni Said döneminde olsun, daima ihtilafın zararlarını, ittifakın ehemmiyetini nazara verdi ve daima ittifak için çalıştı.
Bir yazısında “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san’at, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz” diyordu.
Şam’da verdiği hutbesinin başında “Bizi maddî cihette kurun-u vustâda durduran ve tevkif eden, altı hastalık”tan birisinin, “ehl-i imanı birbirine bağlayan nuranî rabıtaları bilmemek” olduğunu söylüyordu. Hutbesinde şöyle diyordu:
“Ey bu sözlerimi dinleyen bu Cami-i Emevî’deki kardeşler (ve kırk-elli sene sonra âlem-i İslâm camiindeki ihvân-ı Müslimîn!) ‘Biz zarar vermiyoruz, fakat menfaat vermeye iktidarımız yok. Onun için mazuruz’ diye böyle özür beyan etmeyiniz. Bu özrünüz kabul değil. Tembelliğiniz ve neme lâzım deyip çalışmamanız ve ittihad-ı İslâm ile, milliyet-i hakikiye-i İslâmiye ile gayrete gelmediğiniz, sizler için gayet büyük bir zarar ve bir haksızlıktır.(..)
İnşaallah, yine Arap’lar ye’si bırakıp, İslâmiyet’in kahraman ordusu olan Türk’lerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.” (Hutbe-i Şamiye’den)
***
“Medresetüz- Zehra” adlı üniversitesini kurmak isteyişinin sebeplerinden biri de, Müslümanlar arası ittifakı sağlamaktı. Bu üniversitede medrese, tekke ve mektep birleştirilecek, onların birleşmesiyle de toplumda fikrî alanda ittihat oluşacaktı. Aynı zamanda Âlem-i İslâm’ın her tarafından bu üniversiteye gelip, eğitim görecek talebeler sayesinde, İslâm birliği kuvvetlendirilecekti.
c. Yeni Said dönemi
Üstad Hazretleri, Yeni Said döneminde Müslümanlar arası birliğin nasıl temin edileceğini bilhassa 22. Mektup (Uhuvvet Risalesi) ile ihlâstan bahseden 20 ve 21. Lem’a risalelerinde ele aldı. 21. Lem’a risalesinde bir cemaat bünyesindeki birlik ele alınırken, 20. Lem’a risalesinde, Müslüman gruplar –hatta devletler- arası ihtilafın sebeplerini ve ittifak etmenin yollarını genişçe izah etti. Üstadın ortaya koyduğu tahliller, önyargılı olmamak ve garazkâr nefsanî duyguları ön plana çıkarmamak şartıyla, İslâm birliğini tesis etmek isteyenler için, çok mühim mesajlar taşımaktadır.
***
Hazret-i Üstadın 20. Lem’a risalesinin başındaki soruyu ve bu soruya verilen cevaplardan bir tanesini aşağıya alalım.
“Mühim ve müthiş bir sual: Neden ehl-i dünya, ehl-i gaflet, hattâ ehl-i dalâlet ve ehl-i nifak rekabetsiz ittifak ettikleri halde, ehl-i hak ve ehl-i vifak olan ashab-ı diyânet ve ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat, neden rekabetli ihtilâf ediyorlar? İttifak ehl-i vifâkın hakkı iken ve hilâf ehl-i nifakın lâzımı iken, neden bu hak oraya geçti ve şu haksızlık şuraya geldi?
Elcevap: Bu elîm ve fecî ve ehl-i hamiyeti ağlattıracak hadise-i müdhişenin pek çok esbabından, yedi sebebini beyan edeceğiz. (…)
İKİNCİ SEBEP
Ehl-i dalâletin zilletindendir ittifakları; ehl-i hidâyetin izzetindendir ihtilâfları. Yani, ehl-i gaflet olan ehl-i dünya ve ehl-i dalâlet, hak ve hakîkate istinad etmedikleri için, zayıf ve zelildirler. Tezellül için, kuvvet almaya muhtaçtırlar. Bu ihtiyaçtan, başkasının muavenet ve ittifakına samimî yapışırlar. Hattâ, meslekleri dalâlet ise de, yine ittifakı muhafaza ederler.
Âdeta o haksızlıkta bir hakperestlik, o dalâlette bir ihlâs, o dinsizlikte dinsizdarâne bir taassup ve o nifakta bir vifak yaparlar, muvaffak olurlar. Çünkü samimî bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz. Evet, ihlâs ile kim ne isterse Allah verir.
Amma ehl-i hidâyet ve diyanet ve ehl-i ilim ve tarîkat, hak ve hakîkate istinad ettikleri için ve her biri bizzat tarik-i hakta yalnız Rabbini düşünüp tevfîkine itimad ederek gittiklerinden, mânen o meslekten gelen izzetleri var. Zaaf hissettiği vakit, insanların yerine Rabbine müracaat eder, medet Ondan ister.
Meşreplerin ihtilâfıyla, zâhir-i meşrebine muhalif olana karşı muavenet ihtiyacını tam hissetmiyor, ittifaka ihtiyacını göremiyor. Belki hodgâmlık ve enâniyet varsa, kendini haklı ve muhâlifini haksız tevehhüm ederek, ittifak ve muhabbet yerine, ihtilâf ve rekabet ortaya girer. İhlâsı kaçırır, vazifesi zîrüzeber olur.
DOKUZ EMİR
İşte bu müthiş sebebin verdiği vahîm neticeleri görmemenin yegâne çaresi, Dokuz Emirdir.
1. Müspet hareket etmektir ki, yani, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adâveti ve başkalarının tenkîsi, onun fikrine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın.
2. Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek,
3. Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, “Mesleğim haktır,” yahut “daha güzeldir” diyebilir. Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden “Hak yalnız benim mesleğimdir” veyahut “Güzel benim meşrebimdir” diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek,
4. Ve ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlâhînin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmekle,
5. Hem ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüd sebebiyle, cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı mânevînin dehâsıyla hücumu zamanında, o şahs-ı mânevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlayıp, ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı mânevî çıkarıp, o müthiş şahs-ı mânevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza ettirmek,
6. Ve hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için,
7. Nefsini ve enâniyetini,
8. Ve yanlış düşündüğü izzetini,
9. Ve ehemmiyetsiz, rekabetkârâne hissiyatını terk etmekle
İHLÂSI KAZANIR, VAZİFESİNİ HAKKIYLA İFA EDER..” (20. Lem’a’dan).
Evet, reçete hazır. Geriye bu reçeteyi tatbik ederek, ihtilaf hastalığından kurtulmak kalıyor. Eğer gerçekten bu hastalıktan kurtulmak istiyorsak.
İhtilâf u tefrika endişesi, / Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.
İttihadken savlet-i a’dâyı def’e çaremiz, / ittihad etmezse millet, dağ-dar eyler beni.
YAVUZ SULTAN SELİM
“Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san’at, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz”
BEDÎÜZZAMAN SAİD NURSİ
İdris FERİD
Kayıtlı
Konuyu Paylaş:
www.ahmedhusrevaltinbasak.com
استانبول
İleti: 1599
Karma: +50/-4
Ynt: İslam Birliği ve Bediüzzaman Said Nursi
«
Yanıtla #1 :
21 Eylül 2009, 20:24:36 »
Kayıtlı
مجاهد
İleti: 704
Karma: +14/-0
Ynt: İslam Birliği ve Bediüzzaman Said Nursi
«
Yanıtla #2 :
21 Eylül 2009, 22:19:52 »
Kayıtlı
NurunYolcusu.com İrfan Medya Projelerini Destekler
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
« önceki
sonraki »
Seo4Smf Tagleri:
NurunYolcusu.com Forum “Risale-i Nur’dan yazdığınız ve yazmakta olduğunuz harflerin sayısınca, Allah’ın selamı ve rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!”
»
İslamî Multimedya - اسلامي مولتي مديه
»
Dergilerden Makale ve Yazılar - درگيلردن مقاله و يازيلر
»
İrfan Mektebi Dergisi
»
İslam Birliği ve Bediüzzaman Said Nursi
GoogleTagged - Etiketler
defne joy foster