İnsan Kendi Doktorudur
Peygamberler (a.s) ve Masum İmamlar (a.s) insanların eğiticileri ve nefislerin tabipleridirler. Ancak tabiplik, nefsi ıslah ve tezkiye etme sorumluluğu bir yerde insanların kendi üzerlerine bırakılmıştır. Peygamberler ve masum İmamlar, insanlara tabiplik dersi verirlerdi. İnsanların kendi dert ve dermanlarını tanımaları nefislerini ıslah etme sorumluluğunu kendi üzerlerine almaları için nefsanî hastalıklarını, onların belirtilerini, kötü sonuçlarını, onları tedavi etmenin yolunu ve ilaçları insanlara tanıtıyorlardı. Zira insanın hastalığını hiç kimse kendisi gibi tanıyıp ıslah edemez. İnsan nefsanî hastalıklarını ve onları tedavi etmenin yollarını vaaz edenlerin ağzından duyar veya onu kitaplarda okur; ancak neticede kendi hastalığını anlayıp ona karşı özel bir ilaç kullanacak olan insanın bizatihi kendisidir. İnsan kendi acısını ve içindeki gizli şeyleri herkesten daha iyi anlar. O, kendi nefsini gözetlemezse, başkalarının nasihatleri yararlı olabilir mi? İslâm dini, insanları ıslah etmeye, önce onların içlerinden başlanması gerektiğine inanmaktadır. Nefsi tezkiye etmek ve ruhî sağlığı gözetmek için nefislerin hazırlıklı olmalarının gerekliliğine ve kendilerini korumaları için onların görevlendirilmelerinin zorunlu olduğuna inanmaktadır. Bu da İslâm"ın önemli terbiye temellerinden biri sayılır.
Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: "Hayır, insan kendi nefsine karşı bir basirettir. (Yaptıklarını içinde tecrübe edip kendi kendini en iyi gözleyen bir şahittir.) kendi mazeretlerini ortaya atsa bile." [1]
İmam Sadık (a.s) adamın birine şöyle buyurdu: "Sen kendi nefsinin tabibi kılınmışsın; senin için acı belirtilmiş ve sağlık nişaneleri açıklanmıştır, ilaç ve deva da tanıtılmıştır. O halde nefsini tedavi etmeye bak." [2]
Yine İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Kendi nefsinde bir vaaz eden (nasihatçi) bulunmayan kimseye başkalarının nasihati fayda vermez."[3]
İmam Seccad"dan (a.s) şöyle naklediliyor: "Ey insanoğlu! nefsinde bir nasihatçi ve vaaz eden oldukça sen devamlı iyilik üzeresin."[4]
Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki: "Halkın en âcizi kendi nefsini ıslah etmekten âciz olanıdır." [5]
Hz. Ali (a.s) diğer bir yerde şöyle buyuruyor: "İnsan, kendi nefsinin sorumluluğunu üzerine almalı, devamlı kalbini gözetmeli ve dilini korumalıdır."[6]
___________________________________________
[1]- Kıyâmet/14-15.
[2]- Kâfi, c.2, s.454.
[3]- Bihar"ul-Envar, c.70, s.70.
[4]- Bihar"ul-Envar, c.70, s.64.
[5]- Gurer"ul-Hikem, c.1, s.196.
[6]- Gurer"ul-Hikem, c.2, s.862.