Ictihâd, lûgatte: Mesakkate tahammül etmektir. Istilahta: Amele taalluk eden ser’î hükmü delîlinden istinbat (çikarmak) hususunda vargücünü sarfetmektir. Bu sûretle bütün gücünü sarf eden zâta “müctehid” denir. Ictihâd, kolay bir sey olmadigi cihetle ser’î delillerden hükümleri çikarmaya “istinbat” denilmistir. Çünkü istinbat, esâsen kuyudan güçlükle su çikarmak demektir.
Fer’iyyâttan olan ser’î mes’elelerin hepsinde ictihâda muktedir olan bir zâta “Müctehid-i mutlak” bu mes’elelerin yalniz bir kismi hakkinda ictihâda kâdir olan zâta da “Müctehid-i mukayyed” denilir.
Bir Müctehid-i mutlak, îtibâriyle ictihâdin sartlari:
1. Kur’ân-i Kerîm’deki ahkâm âyetlerinin lûgat îtibâriyle mânâlarini bilmek. Yâni; ilmi lûgat, sarf, nahiv, meâni, beyân, bedî’de beyân edildigi sekilde.
2. Ahkâm âyetlerinin ser’î mânâlarini bilmek.
3. Ahkâm âyetlerinin kisimlarini bilmek. Yâni; Ilmi usûl-u fikihta beyân edilen mebâhis-i müstereke (Hâs, âm... zâhir, nas...hafî, müskil... hakîkat, mecaz...dâl’bil-isâre, dâl’bil-ibâre...nâsih, mensûh..’yi bilmek.
4. Ahkâm hadîslerini yukarida sayilan üç maddedeki bütün yönleriyle bilmek.
5. Ahkâm hadislerinin senedini bilmek. Yâni; hadislerin bize vâsil olma yollarini, râvîlerin halleri ve sartlari gibi usûl-u hadîs ilminde zikredilen kisimlari bilmek.
6. Icmâ‘ yapilan yerleri ve mertebelerini bilmek. Yâni; Ashâb ve Tâbiîn nerelerde icmâ‘ yapmis, bu icmâ‘lardan hangisinin kuvvetli oldugunu bilmek.
7. Kiyâsin vecihlerini bilmek. Yâni; Sartlarini, hükümlerini, kisimlarini, makbûl ve merdûdünü bilmek.
Bu sartlarin hepsi kendisinde bulunan müctehid-i mutlak Imâm-i A’zam, Imâm-i Sâfiî, Imâm-i Mâlik ve Imâm-i Ahmed bin Hanbel hazretleridir.
Hulâsa ictihâd için pek büyük bir hidâyet, pek genis mâlûmât lâzimdir. Bundan baska da pek büyük bir diyânet, pek azîm bir seciyye-i ahlâkiyye iktizâ eder. Hâfizalarini bütün âyât-i celîle ile, yüzbinlerce ehâdis-i serîfe ile tezyîn etmis, birçok dînî ilimlerle teferrüd eylemis olan bir nice yüksek zâtlar bile ictihâda cesâret edememis, kendilerinde salâhiyyet bulundugunu iddiâda bulunmamislardir. Çünkü bu salâhiyyeti lâyik-i vecihle hâiz olmayanlarin ictihâda kiyâmi, tesehhiyattan ibâret olarak haklarinda pek büyük mânevî mes’ûliyeti dâvet eder. Binâenaleyh, bu salâhiyeti hâiz olmayanlar için islâm âleminde kabûl edilmis olan bir müctehid-i muazzami taklitte bulunmaktan baska bir yol yoktur. Ve illâ dînin kudsî ahkâmini muhâfaza ve idâme kâbil olmaz.