Osmanlıda, ilim ve san‘at adamlarına verilen ehemmiyetin bir göstergesi olarak hüsn-ü hat (güzel yazı) erbâbına pek ziyâde hürmet edilirdi. Çoğu Osmanlı kibârları (büyükleri), konaklarına her gün bir hattatı da‘vet ederek Kur’ân-ı Kerîm, Buhârî-i Şerîf veya Şifâ-i Şerîf gibi nûrânî kitaplardan hiç olmazsa bir-iki satır olsun mutlakā teberrüken (mübârek sayarak) yazdırırlardı. Öyle ki birçok Osmanlı zengini, hüsn-ü hatla kazanılan paraya ”Asıl helâl para budur” gözüyle bakar, hiç ihtiyaçları olmadığı hâlde kitap yazıp, para kazanırlar ve vefat ettiklerinde techîz ve tekfîn masraflarının bu paradan karşılanmasını vasiyet ederlerdi.