


BEŞ FARZ NAMAZ
Her gün yirmi dört saat sermâye-i hayatı Hâlikımız (yaradanımız) bize ihsân ediyor. Tâ ki, iki hayatımıza lâzım olan şeyler o sermâye ile alınsın. Biz kısacık hayat-ı dünyeviyeye yirmi üç saati sarf edip, beş farz namaza kâfî gelen bir saati, pek çok uzun olan hayat-ı uhreviyemize (âhiret hayatımıza) sarf etmezsek; ne kadar hilâf-ı akıl (akla zıd) bir hata ve o hatanın cezâsı olarak hem kalbî, hem rûhî sıkıntıları çekmek ve o sıkıntılar yüzünden ahlâkını bozmak ve me’yûsâne (ümidsizce) hayatını geçirmek sebebiyle, değil terbiye almak, belki terbiyenin aksine gitmekle ne derece hasâret (zarar) ederiz, kıyâs edilsin.
Asâ-yı Mûsâ
HER ADIMINA SEVAB
Saadet vesîlesi olan Resûlullâh (asm) buyurdular ki: Kişinin cemâatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşıda iş yerinde kıldığı namazından yirmi beş kat fazladır. Şöyle ki, abdest alınca güzel bir abdest alır, sonra mescide gider, evinden çıkarken sâdece mescid gayesiyle çıkmıştır.
Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir günahı affedilir. Namazı kıldı mı, namazgâhında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devam ederler ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Buna rahmet et, merhamet buyur.” Sizden herkes, namaz beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir.”
Buhârî
"Karanlık dünyanı imanın nuru ile aydınlat "
Siteye Giriş (Bay)Foruma Giriş (Bayan)Foruma Giriş Bulmacaya Giriş Radyoya Giriş